ARŞIN “HEP” KOLUMUZDA, MEYDAN DA ORTADA
Sayın Behrooz Shojai,
Uzun cevabınızı yine dikkatle okudum.
Her zamanki gibi kavramlar bol, teoriler güçlü, entelektüel terminoloji oldukça etkileyici.
Ancak bütün bu metnin sonunda yine aynı soruyla karşı karşıya kalıyoruz:
Peki şimdi ne yapacaksınız?
Çünkü sizin metinlerinizde Kürdistan var, egemenlik var, kurucu özne var, epistemoloji var, ontoloji var; fakat iş sahaya, örgütlenmeye, kuruma, kadroya ve mücadelede pratik adım atmaya geldiğinde siz ortada yoksunuz. Önerdiklerinizden somut olarak, söyleminizin dışında ortada duran hiçbir şey yok.
Tam da bu nedenle bazı noktaları açıklığa kavuşturmak gerekiyor.
I. Rojhılat’tan Başla Dememin Sebebi de Budur
Öncelikle “Rojhılat’tan başlayın” cümlesini anlamakta zorlandığınızı görüyorum.
Ben Rojhılat’ı size havale etmedim. Siz Rojhılatlı olmanız hasebiyle, ben size bir adres gösterdim.
Çünkü yaklaşık beş yüz yıla yakın bir zamandır fiilen Osmanlı-Kürdistan çizgisinin dışında kalmış, farklı bir siyasal deneyim yaşamış, farklı devlet yapıları içerisinde şekillenmiş, sizin yurt edindiğiniz bir Kürdistan parçasının kurtuluşundan söz ediyoruz.
Eğer savunduğunuz model gerçekten uygulanabilir bir modelse;
eğer tarif ettiğiniz ulusal egemenlik modeli gerçekten sahaya indirilebilir bir modelse;
eğer ortaya koyduğunuz teori gerçekten hayata geçirilebilir bir programsa;
buyurun, size uygulama alanı olarak en uygun laboratuvar Rojhılat’tır. Ve oradan başlayın.
Benim söylediğim budur.
Çünkü teorinin gerçek sınavı yalnızca Avrupa’daki konferans salonlarında değil, hayatın içinde verilir.
II. Herkes Kendi Sorumluluk Alanı ve Ait Olduğu Parçadan Öncülük Yaparak Başlasın
Benim yaklaşımım son derece nettir. Güneyli Güney’den başlasın. Kuzeyli Kuzey’den başlasın. Rojavalı Rojava’dan başlasın. Rojhılatlı Rojhılat’tan başlasın. Diaspora da bulunduğu yerden başlasın.
Sonra hepimiz ortak bir hedefte buluşalım. Bu hedef birleşik bağımsız Kürdistan’dır.
Eğer sizin tarif ettiğiniz gibi birleşik ve bağımsız bir Kürdistan kurulacaksa, bunun yolu da zaten buradan geçmektedir.
Yoksa dört parçanın hiçbirinde tek bir kurumu olmayan insanların birbirlerine ulusal egemenlik dersi vermesiyle bu işin yapılması mümkün değil.
Ben hiçbir zaman parçacılığı savunmadım.
Tam tersine;
her parçanın kendi gücünü üretmesini ve sonra ortak ulusal zeminde birleşmesini savundum. Size de bunu öneriyorum. Çünkü tarihte hiçbir millet teori üzerinden önce çatıyı kurup sonra temeli atmamıştır.
III. Bizim Eksik Öngörülerimizi Buyurun Siz Tamamlayın
Metninizin en ilginç tarafı şudur:
Sürekli bizim eksiklerimizi anlatıyorsunuz.
Peki, güzel.
Tamamlayın.
Katkı sunun.
Yol gösterin.
İçinde olun.
Kurum önerin.
Model önerin.
Örgütlenme yapın.
Kadrolaşma sağlayın.
Uluslararası hukuk stratejisi oluşturun.
Diplomasi modeli oluşturun.
Kürd Milli Platformu sizi engellemiyor.
Benim yıllardır söylediğim şey tam da budur:
Kürd milletinin akla ihtiyacı varsa, buyurun siz aklınızı ortaya koyun.
Ama siz yalnızca başkalarının eksiklerini sayıyorsunuz. Başkalarının eksiklerini saymakla ulusal strateji kurulmaz.
Eleştiri kıymetlidir.
Fakat her eleştirinin, önerinin de bir üretim yükümlülüğü vardır.
IV. Neden Sadece “Retorik Metafor” Yaparak Yazıyorsunuz?
Açık konuşalım.
Son yıllarda Kürd siyaseti içerisinde büyük bir kavram enflasyonu oluştu.
Egemenlik…
Kurucu özne…
Kolonyal epistemoloji…
Ontolojik kırılma…
Paylaşımlı egemenlik…
Ve kurucu halk…
Elbette ki bunların hepsi akademik ortamda tartışılabilir.
Ancak açık bir soru soruyorum:
Sayın Shojai,
Bu kavramları yazmakla bugüne kadar hangi köyde bir okul açtınız?
Hangisiyle bir ekonomik kooperatif kurdunuz?
Hangi yazınız bir Kürd kurumunu kurdu veya ayakta tuttu?
Hangisiyle bir ulusal diplomasi ağı oluşturdunuz?
Hangi yazınızla dört parçayı bir masada toplayarak ortak sorunları konuşabildiniz?
Ben teoriye karşı değilim.
Ama teorinin sürekli retorik metafora dönüşmesine karşıyım.
Çünkü bir noktadan sonra kavram üretmek siyaset yapmak değildir. Siyasetin yerine geçmeye başlayan, kendinize bir entelektüel konfor alanı oluşturmaktır sizinkisi.
V. Kürd Milli Platformunu Yerden Yere Vuruyorsunuz. Ama Somut Olarak Pratiğinizde Hiçbir Ulusal Çabaya Katılmıyorsunuz?
Dikkat ediyorum.
Sürekli platformu eleştiriyorsunuz.
Sürekli eksiklerimizi anlatıyorsunuz.
Sürekli teorik kusurlarını gösteriyorsunuz.
Çağrı belgesini yetersiz buluyorsunuz.
Peki soruyorum? Siz Kürdistan Genel Makam Onayı mısınız?
Bu platformun hangi toplantısına katıldınız?
Yapıcı hangi öneriyi sundunuz?
Hangi komisyonun kurulmasını önerdiniz?
Hangi taslağı getirdiniz de platform reddetti?
Hangi örgütsel sorumluluğu ben üstleneyim dediniz?
Dışarıdan konuşmak kolaydır, Sayın Shojai;
İçeriye girip sorumluluk almak ise çok zordur.
Kürd milletinin son yüz yıllık sorunu biraz da budur zaten:
Sorumluluk alan insan sayısı bir elin parmakları kadar az, sizin gibi sadece yorum yapan insan ise çok fazla.
VI. Arşın Kimin Kolunda Değil, Kimin Ne Ölçtüğü Önemlidir
Bu çok doğru. Sizin konuşmanın dışında neyi ölçtüğünüzü anlatın; biz Kürdistanlılar olarak bilmek istiyoruz.
Son olarak atasözüne gelelim.
Evet.
Arşın kolumdadır.
Bunu kabul ediyorsunuz.
Güzel.
Peki sizin elinizde ne var?
Benim önümde eksik ölçülmüş de olsa bir platform var.
Eksik de olsa bir örgütlenme çabası var.
Eksik de olsa bir yol arayışı var.
Eksik de olsa bir mücadele etme dinamizmi ve azmi var.
Sizin önünüzde ise gördüğüm; süslü cümleler, kavramsal eleştiriler ve teorik tasniflerin dışında bir şey görmüyorum.
Benim itirazım tam da buradadır.
Çünkü milletler yalnızca doğru kavramları söylemekle değil, doğru kavramları söylemenin yanı sıra doğru zamanda alınan sorumluluklarla halkına öncülük yaparak tarih yazarlar.
Eğer sizin tarif ettiğiniz model daha doğruysa;
eğer sizin yol haritanız daha gerçekçiyse;
eğer sizin kurucu egemenlik teoriniz daha güçlüyse;
buyurun.
Meydan ortada, arşın kolunuzda.
Rojhılat’tan başlayın.
Rojava’dan başlayın.
Diasporadan başlayın.
İsveç’ten başlayın.
Nereden başlıyorsanız başlayın.
Ama başlayın.
Çünkü Halep uzak olabilir.
Fakat arşın hâlâ sizin de kolunuzdadır.
Saygıyla


