BEHROOZ SHOJAI’YE AÇIK CEVAP
“Kavramsal Radikalizm ile Siyasal Gerçeklik Arasındaki Fark”
Bu metni, Kürt Millî Platformu’nun bir üyesi olarak bizzat ben kaleme aldım.
Ortaya koyduğunuz yaklaşım; eğer bilinçli ve kasıtlı bir siyasal manipülasyon değilse, maalesef oldukça yetersiz, yüzeysel ve ciddi ölçüde bilgisiz bir değerlendirmedir. Çünkü metne yönelttiğiniz birçok suçlama, ya metnin açık içeriğini okumamaktan ya da bilinçli biçimde çarpıtmaktan kaynaklanmaktadır.
Sayın Behrooz Shojai,
Öncelikle ifade etmek isterim ki; Kürd milletinin kolektif hakları, self-determinasyon hakkı ve ulusal siyasal özneleşmesi konusunda dile getirdiğiniz bazı teorik hassasiyetleri bütünüyle değersiz görmüyorum. Ancak Kürt Millî Platformu metnine yönelik eleştiriniz; ciddi ölçüde teorik indirgemecilik, kavramsal abartı ve siyasal gerçeklikten kopukluk içermektedir.
Sert kavramlar kullanmanız, her zaman doğru analiz yaptığınız anlamına gelmez.
“Metin self-determinasyondan kaçıyor” iddianız doğru değildir.
Çünkü metin açık biçimde:
BM Şartı’na,
ICCPR ve ICESCR sözleşmelerine,
milletlerin kendi kaderini tayin hakkına,
Kürt milletinin kolektif haklarına,
anayasal statü talebine atıf yapmaktadır.
Dolayısıyla “self-determinasyon hiç yokmuş” gibi davranmanız, ya metni dikkatli okumadığınızı ya da bilinçli biçimde çarpıttığınızı düşündürmektedir.
“Egemenliksiz ulusallık” suçlamanız teorik olarak eksiktir.
Modern dünyada egemenlik artık tek biçimli değildir.
Bugün:
federal modeller,
ortak egemenlik,
çok uluslu anayasal yapılar,
bölgesel özerklik,
adem-i merkeziyetçi sistemler
uluslararası hukukta ve siyasal pratikte meşru modeller olarak kabul edilmektedir.
Siz ise hâlâ 19. yüzyılın mutlak egemenlik anlayışını tek meşru siyasal form gibi sunuyorsunuz.
Dahası; bir yandan “shared sovereignty” diyorsunuz, diğer yandan tam bağımsız devlet dışındaki her modeli “kölelik” olarak tarif ediyorsunuz. Bu kendi içinde ciddi bir teorik çelişki ve çarpıtmadır.
“Kolonyal bilinç”, “evcilleşmiş özne”, “TC kırosu” gibi kavramlarınız teorik olmaktan çok aşağılayıcıdır. Bu bir hazımsızlığın dışa vuruş biçimidir.
Kürt halkı sizin ontolojik laboratuvarınız değildir.
Farklı düşünen her Kürdü:
bilinçsiz,
kolonyal,
evcilleşmiş,
house negro,
kıro
ilan etmek; demokratik çoğulculuk değil, ideolojik bir tahakkümdür.
Bu yaklaşım, eleştirdiğiniz vesayetçi zihniyetin tersinden yeniden üretimidir.
Kürt Millî Platformu bir ideolojik manifesto değil, ortak ulusal siyasi zemin arayışıdır.
Kürt Milleti:
sosyalist,
muhafazakâr,
liberal,
bağımsızlıkçı,
federalist,
seküler,
dindar,
konfederalist
çok farklı siyasal eğilimlerden oluşmaktadır.
Siyaset yalnızca slogan değil; ortak bir zemin kurabilme sanatıdır.
Belki siz bilmezsiniz ama, bir çağrı metni bazen nihai hedefi değil, birlikte yürünebilecek asgari müşterekleri tarif eder.
Siz ise her şeyi “ontolojik saflık testi”ne dönüştürüyorsunuz.
Bu yaklaşımınız Kürd halkını büyütmez; sadece küçük entelektüel yankı odaları üretir.
“Uluslararası hukuk yok sayılmış” iddianız tamamen dayanaksızdır.
Metinde zaten :
BM belgelerine,
evrensel insan haklarına,
uluslararası diplomasiye,
anayasal güvenceye,
kolektif haklara dayanmaktadır.
Dolayısıyla “Türk devlet epistemolojisine teslim olmuş metin” suçlamanız, metnin gerçek içeriğiyle asla örtüşmüyor.
En önemli eksikliğiniz: Siz somut siyasal bir model ortaya koymuyorsunuz.
Sürekli “egemenlik” diyorsunuz ama:
bağımsız devlet mi,
federasyon mu,
konfederasyon mu,
iki kurucu halk modeli mi,
çok uluslu anayasal ortaklık mı,
net biçimde hiç birisini tarif etmiyorsunuz.
Çünkü metninizin temel gücü siyasal programdan değil, retorik sertlikten geliyor.
Kürd siyaseti yalnızca öfke ile değil; akıl, kurum, diplomasi ve toplumsal denge ile yürür ve yürütülür.
Kürt Milleti artık yalnızca romantik sloganlarla değil;
kurumsal temsil,
uluslararası meşruiyet,
anayasal güvence,
kolektif haklar,
diplomatik zemin istemektedir.
Siyaset sadece bağırmak değildir.
Toplumu taşımaktır.
Çoğulculuğu yönetmektir.
Farklılıkları asgari müştereklerde ortak zeminde buluşturmaktır.
Sonuç olarak:
Kürt Millî Platformu metni elbetteki eksiksiz değildir.
Eleştirilebilir.
Geliştirilebilir.
Daha ileri taleplerle de güçlendirilebilir.
Ancak onu “köleliğin estetikleştirilmesi” gibi ifadelerle mahkûm etmeye çalışmak; analitik değil, ideolojik bir öfkenin dilidir.
Kürd Milletinin geleceği; birbirini “kolonyal”, “kıro”, “evcilleşmiş” ilan eden dar teorik kliklerle değil; milletin tüm renklerini ortak ulusal zeminde buluşturabilen ortak siyasal akılla kurulabilir. Sizde de eksik olan budur sanıyorum.
Maaruf Ataoğlu
Saygıyla

