DEĞERLİ DOSTLARA VE KÜRDİSTAN KAMUOYUNA
Bilindiği üzere, daha önce kaleme aldığım yazılar nedeniyle dolaylı biçimde uyarılmıştım. Ancak ortamdan kendisine vazife çıkaranların baskılarına aldırmadan; Kürdistan halkının yararını gözeten, doğru ve yapıcı olduğuna inandığım eleştirel yazılarımı yazmaya devam ettim.
Yazılarım zaman zaman sert, zaman zaman duygu yüklü olabilir; fakat hiçbir zaman hakaret, kin veya düşmanlık içermemiştir. Tek gayem, halkımızın geleceğine ilişkin düşüncelerimi özgürce ifade etmek ve yanlış gördüğüm hususlara ayna tutmaktır.
Ne yazık ki son olarak, ailesini de yakından tanıdığım bir kişi tarafından yazılarımdan dolayı açıkça ölümle tehdit edildim.
Bu ciddi tehdidi dostlarımın ve Kürdistan kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Düşüncelerimi şiddetle ve ölüm tehdidiyle susturmaya çalışanlar bilmelidir ki eleştiri hakkımdan ve halkımın yararına olduğuna inandığım gerçekleri dile getirmekten vazgeçmeyeceğim.
Kamuoyuna saygıyla duyururum.
Maaruf Ataoğlu
Sevgili Komşu köylüm Oğnutlu, abisi rahmetli Sıdık’ın bizim aile dostumuz olduğu Ali “Yıldız”;
Aşağıda sana hitaben yazdıklarımı senden korktuğum için değil, senin tekrar tefekküre yönelmen gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.
Ailen senin adını Ali koymuş.
Ali isminin nereden geldiğini bilir misin?
Hz. Ali’nin Hulefâ-yi Râşidîn arasındaki unvanının ne olduğunu bilir misin?
Hz. Muhammed’in neden “Ali, ilmin kapısıdır.” dediğini bilir misin?
Hz. Ali’nin unvanının “Veliyullah” olmasındaki hikmeti bilir misin?
Sevgili Ali,
Yetmiş yaşına merdiven dayamış bir insana “Ulan!” demek seni çok mu yüceltiyor?
Bana “Hırsız!” demen, beni gerçekten hırsız mı yapıyor?
“Senin kirli çamaşırlarını ortaya sererim.” demen, beni çok günahkâr biri mi yapıyor?
Bu mücadelenin sahibini değil, mücadeleyi eleştirenlerin bile başına neler getirdiğimizi biliyorsun; seni öldürürüm.” demen, seni kahraman mı yapıyor?
Yüz binlerce Kürdü düşman öldürdü.
Bu yetmiyormuş gibi PKK, KDP ve YNK de Kürdistan tarihinde “Brakujî” olarak anılan çatışmalarda birbirlerini öldürdüler. Peki, kimin eline ne geçti?
Sevgili Ali,
Bildiğim kadarıyla sen Mâhe Özen’in torunusun. Ağa çocuğusun ve asilzade bir aileye mensup olduğunu söylüyorsun. Gonugâ Jerî’ndeki ağalar kardeşlerine bê bextlik yapmazlardı. Çünkü o Aileler baxt sahibiydiler. Bildiğim kadarıyla ailecek sizinle herhangi bir düşmanlığımız yoktur; aksine rahmetli Abin Sıddık ile Aile dostluğumuz da vardı.
Seni bana karşı kimin, neden ve niçin doldurduğunu bilmiyorum.
“Ulan, hırsız!” diye tanımladığın ben; 1976 yılından beri ilk başta Dayım Abdullah İslamoğlu ile başlayan iş dünyasında çok önemli projelere imza atmış bir iş insanı ve yurtsever bir Kürdüm. Özgürlük mücadelesinde verdiğim bedelleri ve yaptıklarımı burada anlatmaktan hâyâ ediyorum.
Türkiye’de, Kuzey Afrika’da, Ortadoğu’da ve Avrupa’da Bingöllü, Muşlu, Vanlı, Ağrılı, Diyarbakırlı, Mardinli ve Karslı on binlerce Kürd insanına aş ve iş sağlamış biriyim. Yaklaşık yirmi yıl önce dünyaca ünlü Forbes Ekonomi dergisinde, milyonerler listesinde haber konusu olmuş bir iş insanıyım.
Peki, söyler misin; senin veya herhangi bir başkasının neyini çaldım da bana;
bana “ULAN, HIRSIZ!” diye hitap ediyorsun?
Beni ortadan kaldırman için sana bir görev mi verildi?
PKK’nin beni ortadan kaldırmak için sana böyle bir görev verdiğini de düşünmüyorum. Çünkü ben eleştirilerimle o hareketin dostuyum, düşmanı değil. Benim gibi elli yıllık ömrünü ve imkanlarını genel olarak Kürdistan özgürlük mücadelesine veren, tüm hareketlerle dostluk sürdüren bir insanı ortadan kaldırmak istemiş olmaları akıl ile izah edilebilir bir durum değildir.
Fakat yine de bu görevi sana kim vermişse o verenleri mahcup etmemek adına böyle bir şeye kalkışabilirsin. Beni öldürerek Kürd sorununu çözümüne katkı sunacağını düşünüyorsan bunu tereddüt etmeden yapabileceğini söylüyorsun zaten.
Yok, eğer ikinci düşünceni yapmak istersen, sağa sola haber verdiğin gibi, adamlırını gönderip kolumu bacağımı kırdırarak bana “ders vermek” suretiyle Apocu hareket içerisinde meşhur olmak istiyorsan da şunu bilmelisin:
Ben bir sürü ameliyatlar geçirmiş yaşlı ve kronik hastalıkları olan biriyim. Senin adamlarına karşı koyacak güç ve kuvvettimde olmayabilir. Ancak karşı koyacağımı ve pes etmeyeceğimi bilmeni isterim. Ayriyeten böyle bir davranışın seni meşhur ededeceğini düşünüyorsan bu düşüncen yanlıştır. Bu bana vereceğin zarar aynı zamanda hem ulusal bazda uluslararası düzeyde sürece zarar verir. Seni meşhur etmeyeceği gibi Mâhe Özen’in Ailesinin namına da leke sürer.
Ayriyeten Bingöl’de, Gonugâ Jêrîn’de veya Gonugâ Jorûn’da hiç kimsenin senin yüzüne bakmayacağı gibi seni toplumdan da dışlayacaklarını bilmelisin.
Sevgili Ali,
Sosyal medya üzerinden bana yönelttiğin bu tehdidin, Alman Ceza Kanunu bakımından ağır sonuçları olabilecek bir suç teşkil ettiğinin herhalde farkında değilsin. Zira bunun farkında olsaydın, bu tehdidi böylesine aleni bir biçimde yapmazdın diye düşünüyorum.
Ben, kendi ferasetim ve sağduyumla, öfkeyle ve düşünmeden yaptığın bu hareketi bana gözdağı vermek istediğini varsayıyor; yine de bu konunun şahsıma karşı bir öfke ve hazımsızlıktan kaynaklı olabileceğini düşünüyorum. Bu yüzden Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunup konuyu fazla büyütmek istemiyorum.
Umarım yazdıklarımı sağduyuyla okur ve bundan sonra komşuluk hukukuna uygun aklı selim davranışlar gösterirsin.
Selametle…


