XAPO NEDİR, KİME DENİR?
Kandıran, Kandırılan ve Hakikatle Yüzleşen Kimse
KISA BİR NOT
Sosyal medyada bir süredir “Apo” yerine “Xapo” sözcüğünün kullanıldığına sıkça rastlıyoruz. Bir arkadaşım, bu kullanımın yalnızca kişiye yönelik bir sıfat olarak bırakılmaması; ve kavramsallaştırılması yönünde bir çalışma yapmamı önerdi. Ben de bu öneriyi dikkate alarak “Xapo”yu bir kişiye verilen addan öte; kandıran, kandırılan ve nihayet kandırıldığının farkına varan siyasal tutumları açıklayabilecek “xapandin” (kandırmak/aldatmak) fiilinin dilsel kökünden hareketle bir kavram olarak ele almaya çalıştım. Aşağıdaki yazı, bu düşünceden hareketle hazırlanmış bir kavramsallaştırma çalışmasıdır.
Siyaset tarihinde bazı kelimeler zaman içerisinde sözlük anlamlarını aşar. Bir kişiyi, olayı veya dönemi tarif etmekten çıkar; belirli bir siyasal davranış biçiminin, toplumsal tecrübenin ve tarihsel kırılmanın adı hâline gelir. Xapo kavramını kullanan Kürdler açısından böyle ele almak gerekir.
Bana göre Xapo, yalnızca Abdullah Öcalan’ın başka bir adı veya ona yönelik basit bir sıfat tanımı değildir. Bir hakaret tanımlaması ise hiç değildir. Önerdiğimiz anlamıyla Xapo; kandırma, kandırılma ve sonunda kandırılmış olduğunun farkına varmış olmasına rağmen bu tutumunu sürdürerek süreçlerini aynı siyasal ilişkinin farklı aşamaları olarak kandırmayı sürdürerek açıklamaya çalışan bir kavramdır.
Kavramın Kökü: Xapandin
Xapo kavramının önerilen anlam kökünü “xapandin”, yani kandırmak/aldatmak fiilinin anlam dünyasında arıyoruz. Bu bağlantı önemlidir. Çünkü Xapo’yu yalnızca “kandırılmış kişi” şeklinde tanımlarsak kavramın yarısını kaybetmiş oluruz. Kandırılan varsa kandıran da vardır.
Dolayısıyla Xapo’nun kavramsal alanında iki temel aktör bulunmaktadır: Kandıran Xapo ve kandırılmışlığının farkına varanda Xapo. Bunlar aynı şey değildir; fakat aynı siyasal ilişkinin iki tarafıdır.
Birinci Xapo: Kandıran
Kandıran Xapo, insanları inanmadığı veya zaman içerisinde terk ettiği bir siyasal hedefe inandıran; onların sadakatini, emeğini ve fedakârlığını bu hedef doğrultusunda harekete geçiren siyasal aktörü ifade eder. Burada belirleyici ölçüt hata yapmak değil, kasıtdır,
Siyasetçiler hata yapabilir. Liderler görüş değiştirebilir. Örgütler strateji değiştirebilir. Bunların hiçbiri tek başına “kandırma” değildir. Kandırmadan söz edebilmek için daha ağır bir iddia gerekir: Savunulan hedef ile gerçek niyet arasında bilinçli bir mesafenin “kastın” bulunmasıdır.
Dolayısıyla Xapo kavramının bu ilk anlamı, herhangi bir başarısız lideri değil; takipçilerine sunduğu siyasal amaç ile gerçekte izlediği amaç arasında bilinçli bir farklılık bulunduğu ileri sürülen ve kandıran bir liderlik biçimini tarif eder.
Öcalan Meselesi
Abdullah Öcalan geldiği nokta itibarıyla tam bu noktada tartışmanın tarihsel merkezine yerleşmektedir. Burada kişisel hakaret yerine siyasal bir tez olarak ortaya koymak gerekir.
Bu teze göre Öcalan’ın yaklaşık yarım yüzyıllık siyasal çizgisi, yalnızca başarısızlık veya zaman içerisinde gerçekleşen düşünsel değişim üzerinden okunamaz. Eleştirinin özü çok daha ağırdır: Kürd toplumunun önemli bir kesiminin bağımsızlık ve ulusal kurtuluş beklentileriyle seferber edildiği uzun bir mücadelenin, sonunda başlangıçta ortaya konulan ulusal hedeflerin reddedildiği veya bilerek bir amaç uğruna terk edildiği bunu hâlâ bir siyasal paradigma olarak ileri sürülmesidir.
Eğer bu dönüşüm yalnızca tarihsel koşulların zorladığı bir fikir değişikliği ise başka bir tartışma yapılabilir. Fakat eğer başlangıçtaki söylem ile gerçek siyasal amaç arasında başından itibaren bilinçli bir farklılık bulunduğu kanıtlanabilirse, o zaman mesele fikir değiştirmek olmaktan çıkar ve siyasal kandırma tartışmasına dönüşür.
İşte Xapo kavramının Öcalan açısından tartışılması gereken yer burasıdır. Dolayısıyla: Öcalan’ın Xapo olup olmadığı, ismine veya lakabına değil; Kürdlere sunduğu siyasal hedeflerle gerçekte inandığı ve amaçladığı siyasal sonuç arasında bilinçli bir farklılık bulunup bulunmadığı sorusuna bağlıdır.
Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü kavramlaştırma sloganla değil, ölçütle yapılır.
İşbirlikçilik İddiası
Öcalan’a yönelik “işbirlikçi” nitelemesi de aynı yöntemle ele alınmalıdır. Bunu bütün Kürd halkının üzerinde uzlaştığı tartışmasız bir hüküm şeklinde sunmak şimdilik mümkün değildir. Öcalan’ı hâlen tarihsel bir lider olarak gören ve ona itaat eden milyonların bulunduğu gibi, onun siyasal çizgisinin Kürd ulusal taleplerini tasfiye ettiğini düşünen çok sayıda örgüt üyesi ve oldukça geniş bir muhalif damar da vardır.
Xapo kavramı açısından önemli olan, ikinci kesimin ortaya koyduğu sorudur: Bir ulusal mücadele, başlangıçtaki temel hedeflerinin reddedildiği bir noktaya getiriliyorsa bunun adı stratejik değişim midir, yenilgi midir, ideolojik dönüşüm müdür; yoksa başlangıçtan itibaren devam eden bir siyasal yanıltmanın sonucu mudur?
Xapo kavramı özellikle son ihtimali sorgulamaktadır.
İkinci Xapo: Kandırıldığını Fark Eden
Fakat kavram burada bitmez. Madalyonun diğer yüzünde yıllarca bu siyasal çizgiye inanmış insanlar bulunmaktadır. Mücadele etmişlerdir. Cezaevine girmişlerdir. Sürgün yaşamışlardır. Ailelerini kaybetmişlerdir. Dağlarda hayatlarını kaybeden binlerce insanın arkadaşları, anneleri, babaları, kardeşleri olmuşlardır. Bazıları hayatlarının kırk veya elli yılını bu siyasal inanç içerisinde geçirmiştir.
Sonra bir gün şu soruyu sormaya başlamış olabilirler: “Biz neye inanmıştık ve bugün bize ne söyleniyor?”
İşte Xapo’nun ikinci biçimi burada ortaya çıkar. Bu insan kandıran değildir. Kandırıldığı kanaatine varandır. Ve burada Xapo artık suçlayıcı değil, trajik bir kavrama dönüşür.
Pişmanlık Xapo’su
Kişi geçmişine baktığında yalnızca bir siyasi partiyi veya lideri sorgulamaz. Kendi hayatını sorgular: “Ben neden inandım?”, “Neye hizmet ettim?”, “Arkadaşlarım neden öldü?”, “Verilen bedeller hangi siyasal sonuç için ödendi?”, “Başlangıçta savunduğumuz hedeflerle bugün savunulanlar arasında nasıl bu kadar büyük bir mesafe oluştu?”
Bu sorular kolay sorular değildir. Çünkü insanın başkasının yanlışını kabul etmesi kolaydır. Kendi hayatının yanlış bir siyasal tercihe bağlanmış olabileceğini kabul etmesi ise çok daha zordur.
Bu nedenle pişmanlık duyan Xapo, aşağılanacak insan değildir. Tam tersine, Xapo’nun bu ikinci biçiminin temel özelliği yüzleşme cesaretidir.
Her Eski PKK’li Xapo Değildir
Burada kavramın sınırını kesin çizmek gerekir. PKK’den ayrılan herkes Xapo değildir. Öcalan’ı eleştiren herkes Xapo değildir. Siyasi görüş değiştiren herkes Xapo değildir. Kişisel çıkarı nedeniyle saf değiştiren de bu kavramın kapsamına kendiliğinden girmez.
Bizim tarif ettiğimiz Xapo: Bir zamanlar samimiyetle inandığı siyasal çizginin kendisine ve halkına vaat edilen hedefe değil, başka bir noktaya götürdüğü kanaatine varan ve bunun sonucunda kendi siyasal geçmişiyle açıkça hesaplaşan kişidir.
Dolayısıyla pişmanlık tek başına yeterli değildir. Pişmanlığın bilince ve muhasebeye dönüşmesi gerekir.
Xapo’nun İki Yüzü
Böylece kavram iki farklı yüz kazanır:
Kandıran Xapo: İnsanları bir siyasal hedefe inandırdığı hâlde, gerçek amacıyla ilan ettiği amaç arasında bilinçli bir farklılık bulunduğu halde bu davranışı ileri sürülen siyasal aktör.
Uyanan Xapo: Bir dönem bu siyasal hedefe inanmış fakat zaman içerisinde kandırıldığı kanaatine vararak geçmişiyle yüzleşmeye başlamış kişi.
Birincisinde aldatma, ikincisinde farkındalık vardır. Birincisi siyasal sorumluluğun, ikincisi siyasal muhasebenin konusudur.
Xapo Bir Küfür Değil, Siyasal Kategori Olmalıdır
Eğer bu kelime gerçekten kavramsallaştırılacaksa en önemli şart budur. Xapo sokak jargonuna indirgenmemelidir. Her beğenmediğimiz insana söylenecek bir sıfat hâline geldiği gün bu kavramsal değerini kaybeder.
Bir kavramın yaşayabilmesi için sınırlarının bulunması gerekir. Bu nedenle Xapo’nun merkezine üç kavram yerleştirilmelidir: Kandırma. Farkına varma. Yüzleşme.
Bunlardan hiçbiri yoksa Xapo da yoktur.
Asıl Mesele Öcalan Değil
Paradoksal biçimde Xapo kavramını anlamlı kılmanın yolu, onu Öcalan’dan bağımsızlaştırmaktır. Öcalan bu kavramın ortaya çıkmasına neden olan tarihsel tartışmanın merkezindeki bir şahsiyet olabilir. Fakat kavram yalnızca Öcalan’ı anlatıyorsa, Öcalan’la birlikte tarihsel ömrünü de tamamlar.
Oysa Xapo bir siyasal kategori olacaksa yarın başka bir ülkede, başka bir halkta, başka bir lider ve başka bir ideoloji için de kullanılabilmelidir. Çünkü mesele bir insanın adı değildir. Mesele, bir toplumun umutlarının siyasal otorite tarafından elli yıl boyunca yönetilmesi ve sonunda o toplumun kendi geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasıdır.
Sonuç
Xapo’nun kavramsal gücü tam burada ortaya çıkmaktadır. Xapo yalnızca kandırılan değildir. Yalnızca kandıran da değildir. Xapo, kandırma ile başlayan ve farkındalıkla açığa çıkan siyasal ilişkinin adıdır.
Bu nedenle Xapo’nun iki farklı ahlaki konumu vardır: Kandıran açısından Xapo, siyasal sorumluluğu; kandırıldığını fark eden açısından ise siyasal yüzleşmeyi ifade eder. Ve bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.
Çünkü kandırmak ile kandırılmak aynı ahlaki kategori değildir. Birinde hesap verme sorumluluğu vardır. Diğerinde gerçekle yüzleşme cesareti vardır.
Belki de Xapo kavramının en kısa ve berrak tarifi bu nedenle şöyle yapılmalıdır:
XAPO: Bir halkın umutlarını başka bir siyasal sonuca yönlendiren kandırma ile, o kandırılmışlığı fark ederek geçmişiyle hesaplaşmaya başlayan insanın aynı tarihsel süreç içerisindeki iki ayrı ruh hâlidir.
Öcalan bu tartışmanın tarihsel öznesi olabilir. Fakat Xapo, Öcalan değildir. Xapo ondan daha teferruatlı ve geniştir.
Çünkü kişiler tarihte kalır. Kavramlar ise benzer siyasal davranışlar tekrarlandıkça yaşamaya devam eder.
Maaruf Ataoğlu
9 Ağustos 2026


