BOLİVARCI MERAL’İ: İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUZ
Kürt Halkına Açık Çağrıdır
Bugün suskunluğun erdem değil, suça ortaklık olduğu bir eşikte duruyoruz.
Bugün mesele ne Venezuela’dır ne de ABD’dir;
bugün mesele ilkesizliktir, çifte standarttır ve siyasal ahlâkın iflasıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nicolás Maduro için açıkça
“Benim kardeşimdir” demişken,
devletin zirvesini bu gün toplayarak bu otoriter rejimle siyasal akrabalık ilanına rağmen tek kelime etmemişken, Bolivarcı Meral’e ve Dem sözcülerine neler oluyor;
iş ABD olunca,
iş Trump olunca,
iş emperyalizm söylemiyle vitrin süslemek olunca
birdenbire yüksek perdeden ahlâkçı, gürültülü ve cesur kesilmişler.
Sormak zorundayız:
— Maduro, milyonlarca insanı yurdundan eden bir diktatör değil midir?
— Venezuela halkı sizin “anti-emperyalizm” nutuklarınızın neresindedir?
— Kürt halkı, diktatörlere göre pozisyon alan bir siyasetin neresinde durmalıdır?
ABD’nin Venezuela’ya müdahalesini “egemenlik ihlali” olarak tanımlarken,
aynı Venezuela’da seçimlerin anlamsızlaştırılmasını,
muhaliflerin tasfiyesini,
halkın açlığa ve göçe mahkûm edilmesini neden görmezden geliyorsunuz?
Bu nasıl bir anti-emperyalizmdir ki,sadece ABD’ye karşıdır ama diktatörlere karşı kördür?
Sayın Meral Danış Beştaş,
ABD Başkanı Trump’ın tehditkâr söylemlerini kınarken haklı olabilirsiniz.
Ama aynı Trump’la aynı dili kullanan, aynı baskı rejimini kuran, aynı halkı ezen Maduro’ya neden tek kelime etmediniz?
Sayın Ebru Günay,
Sayın Berdan Öztürk;
Dış ilişkiler sorumlusu olmak,
yalnızca küresel ezberleri tekrar etmek değildir.
Dış politika, ahlâk ile tutarlılık ister.
Aksi hâlde yapılan şey siyaset değil, ideolojik vitrin süslemeciliğidir.
Kürt halkı size şunu sormaktadır:
— Zulüm ABD’den gelince mi zulümdür?
— Diktatörlük sadece Washington’dan yönetilince mi suçtur?
— Maduro, Esad, İran mollaları “anti-emperyalist” olunca aklanır mı?
Biz Kürtler,
ne emperyalizmin piyonu olduk
ne de yerli-yabancı diktatörlerin yedeği.
Kürt halkı,
başkasının diktatörünü savunarak özgürleşemez.
Başkasının zulmünü aklayarak onurunu koruyamaz.
Bu nedenle açıkça söylüyoruz:
Kürt halkının iradesini, acılarını ve mücadelesini;
Latin Amerika romantizmiyle,
jeopolitik sloganlarla,
ikiyüzlü anti-emperyalizm masallarıyla istismar edenler
o koltuklarda oturamaz.
Bu bir uyarı değil,
bu bir hesaplaşma çağrısıdır.
Siyaseti ahlâkla kuramayanlar,
iktidarı eleştirmeyi sloganla sınırlayanlar,
diktatörler arasında “iyi–kötü” ayrımı yapanlar;
DERHAL İSTİFA ETMELİDİR.
Kürt halkı,
daha fazla susmayacak.
Daha fazla bu çifte standarda rıza göstermeyecek.
Çünkü biz biliyoruz:
Zulüm, kimin yaptığına bakılmaksızın zulümdür.
Diktatörlük, hangi bayrağı taşıdığına bakılmaksızın diktatörlüktür.
Ve unutmayın:
Kürt halkı, yalana da yalancıya da borçlu değildir.


