Bugün politik bir yazı kaleme almayacağım;
güncel siyasal hesaplara, gündelik tartışmalara da girmeyeceğim.
Bugün, her Kürdün ve her Kürdistanlının kalbinde sezgisel olarak bildiği,
haritalarda çizilmese de hafızalarda yer etmiş
coğrafi sınırlarıyla tanıdığı yurduna ses vermek istiyorum.
Devletleşmemiş olabilir, resmi mühürlerle onaylanmamış da olabilir;
fakat bir ülke yalnızca siyasal sınırlarla var olmaz.
Bir ülke, ona sahip çıkanların bilincinde, dilinde, acısında ve umudunda yaşar.
Bugün haykırmak istediğim şey tam da budur:
Kürdistan, sahip çıktıkça var olan bir ülkedir. Biz, varlığını inkâra ve
unutuluşa karşı gönülden savunuyoruz.


