Cumhuriyetin “Makbul Yurttaş” Projesinden, Yeni “Kürd Erkeği” Projesine…
Wan ve Riha’da düzenlenen “Demokratik Toplumun İnşasında Erkeği Dönüştürme” başlıklı atölyeler, ilk bakışta toplumsal bir farkındalık çalışması gibi sunulabilir. Ancak kullanılan dil ve ortaya konulan hedef, çok daha kapsamlı bir ideolojik ve sosyolojik mühendislik yaklaşımının ipuçlarını vermektedir.
Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren uygulanan politikaların temel amacı neydi?
Devlet, kendi ideolojik kalıplarına uygun, farklı etnisitelere mensup “makbul vatandaş” üretmeye çalışmadı mı?
Bu proje kapsamında, başta Kürdler olmak üzere, dilleri, kültürleri, kimlikleri ve hatta hafızaları dönüştürülmek istenmedi mi?
Bugün aynı yöntemin, farklı kavramlarla ve farklı amaçlarla yeniden karşımıza çıkması oldukça düşündürücüdür.
Dün devlet, “makbul vatandaş” yetiştirmeye çalışıyordu; bugün ise bazı siyasi çevreler, “demokratik toplum” adına “yeni erkek” inşa etmeye soyunuyor. Dün inkârın dili kullanılıyordu, bugün ise dönüşümün dili kullanılıyor. Kavramlar değişiyor; fakat toplumu yukarıdan aşağıya yeniden biçimlendirme anlayışı hiç değişmiyor.
Komün yaşam denendi, olmadı.
“Yeni insan” modeli denendi.
İdeolojik yaşam biçimleri denendi.
Beklenen toplumsal karşılık oluşmayınca, şimdi de hedef “erkeği dönüştürmek” olarak ilan ediliyor.
Hiç kimse kadına yönelik şiddetin meşrulaştırılmasını elbette savunamaz. Kadının özgürlüğü ve onuru, ahlaklı bir toplumun vazgeçilmez şartıdır. Ancak bu haklı mücadeleyi, toplumun tamamını ideolojik eğitimlerden geçirilmesi gereken bir laboratuvar gibi görmek de başka bir sorunu beraberinde getirir.
Toplumlar atölyelerde yeniden tasarlanmaz.
Kimlikler, ideolojik programlarla yeniden üretilmez.
İnsan, siyasi projelerin hammaddesi değildir.
Kürd halkı, yüzyıl boyunca başkalarının kendisini dönüştürme projelerine maruz kaldı. Tam da bu tarihsel tecrübe nedeniyle, bugün kimden gelirse gelsin, “yeni erkek yaratma” iddiasına aynı kaygı ve dikkatle yaklaşılmalıdır.
Çünkü özgürlük; insanı yeniden şekillendirmek değil, onun kendi kimliğiyle, kendi iradesiyle, kendi değerleri, örfü, âdeti ve geleneğiyle ahlaklı ve özgür bir şekilde yaşayabilmesini sağlamaktır.
Kürdlerin ihtiyacı, “yeni Kürd insanı” üretmeye çalışan ideolojik projeler değil; kimliğine, iradesine ve toplumsal çeşitliliğine saygı duyan gerçek bir demokratik zeminin oluşmasıdır.
Aksi hâlde, isimler ve sloganlar değişse de, toplum mühendisliği kılıktan kılığa girerek aynı anlayışla Kürdleri ve Kürdistan’ı şekillendirmeye devam etmektedir.
Maaruf Ataoğlu
25 Temmuz 2025




