Devlet Bahçeli – İmralı – DEM Parti Süreci:
Maaruf Ataoğlu
Bu Bir Süreç Değil, Uzatmalı Bir Teslimiyettir
Ortaya konulan metne “süreç” demek, kelimenin hem siyasal hem de ahlaki anlamını inkâr etmektir.
Bu, tarafların eşit iradeyle yürüttüğü bir müzakere değil; askeri baskı, siyasal kuşatma ve uluslararası pazarlıklar altında dayatılmış bir tasfiye protokolüdür.
Adına ateşkes denmiş olabilir.
Ama ateşkes, iki tarafın da mevzisini koruduğu yerde olur.
Burada ise bir tarafın mevzisi, hafızası ve geleceği adım adım boşaltılmış ve boşaltılmaktadır.
Aşağıda yer alan maddeler, tek tek incelendiğinde bir bütün olarak şunu söylemektedir:
“Kazanılmış olan her şeyden vazgeçin, karşılığında belirsiz ve teslimiyete açık vaatler alın.”
1. Ateşkes Değil, Tek Taraflı Geri Çekilme
Birinci madde, ateşkes maskesi altında SDG’nin Fırat’ın doğusuna çekilmesini öngörmektedir.
Ateşkes karşılıklıdır; geri çekilme ise yenilginin askeri adıdır.
Burada cepheler susmamakta, sadece Kürtlerin sesi kısılmaktadır.
2. Deyrizor ve Rakka’nın Devri: Coğrafyanın Teslimi
İkinci madde, iki stratejik vilayetin idari ve askeri olarak eksiksiz devrini şart koşmaktadır.
Bu, yalnızca toprak kaybı değildir;
Fiili olarak mümkün gözükmeyen Arap-Kürt ortak yaşamının siyasal zemininin bilinçli olarak dağıtılmasıdır.
“Çalışanlar görevlerine iade edilecek” vaadi,
devlet pratiğinde ilk fırtınada yırtılan bir kâğıttan ibarettir.
3. Haseke’de Entegrasyon: İradenin Eritilmesi
Entegrasyon “göçmenlerin topluma uyumudur” kelimesi burada uyum değil, erime anlamına gelmektedir.
Sivil kurumların devlet yapısına bağlanması, özerk karar alma mekanizmalarının tasfiyesi demektir.
4. Petrol ve Gaz: Ekonomik Boğazlama;
Sınır kapılarıyla birlikte enerji kaynaklarının devri,
Kürtlerin gelecekte pazarlık yapabileceği tek ekonomik enstrümanın da elinden alınmasıdır.
Kaynağı olmayanın siyaseti olmaz; siyaseti olmayanın da hak talebi bir masal ibaret olur.
5. Bireysel Entegrasyon: Kolektif Mücadelenin İnkârı;
Askeri yapıların bireysel olarak orduya katılması,
bir halkın kolektif mücadelesinin kişisel kariyerlere indirgenmesidir.
Bu, rütbe vererek hafızayı silme girişimidir.
6. “Devrik Rejim Kalıntıları” Bahaneli Tasfiye;
Bu madde, geçmişle hesaplaşma değil;
gelecekte yapılacak iç temizliklerin hukuki zeminidir.
Liste isteyen devlet, yarın o listeyi suç dosyasına çevirir.
7. Atamayla Temsil: Seçimsiz Vesayet Siyaseti;
Vali atamasıyla “temsiliyet” sağlanamaz.
Bu, yerel iradeyi tanımak değil,
yerel iradeyi mezara gömüp üstüne betonla mühür vurmaktır.
8. Kobani’nin Silahsızlandırılması: Hafızanın Savunmasız Bırakılması
Kobani, yalnızca bir şehir değildir;
bir direniş sembolüdür.
Ağır silahlardan arındırmak demek, sembolü korumasız bırakmak üzere gelecekte Aynül Araba dönüştürmektir.
9. IŞİD Dosyası: Yükün Devri
IŞİD kamplarının devri, sorumluluğun paylaşımı değil;
terörist gurupların HTŞ tarafından yıkanarak yeni orduya yerleştirmesi. Tutukluluk sürecinde Kürt nefreti ile yüklenen güçlerle yeni Kürt kıyımına hazırlık yapılması.
Yarın bir kriz çıktığında, suçlu da sorumlu da bulunmaması.
10. Onaylanan Lider Listeleri: Meşruiyetin HTŞ Vesayetİ Altına Alınması
Kimin lider olacağına devlet karar veriyorsa,
orada halkın değil HTŞ ‘nin vesayetine uygun olanlar siyaset yapabilir.
11. Kültürel Haklar Vaadi: Geçiştirilmiş ve Şarta Bağlı
Haklar kararnameyle değil, anayasal güvenceyle korunur.
Bugün verilen söz, yarın geri alınabilir.
Kürt halkı bu filmi daha önce defalarca izlemiştir.
12. PKK Unsurlarının Tasfiyesi: Bölgesel Pazarlık Bedeli
Bu madde, Kürtlerin iç meselesinin
bölgesel güçlere pazarlık konusu edilmesidir.
Kürtler yine başkalarının dosyasında başlık yapılmaktadır.
13. ABD Koordinasyonu: Garantisi Olmayan Güvence
Uluslararası koordinasyon, çıkar sürdüğü sürece vardır.
Çıkar bittiği gün, garanti de biter.
14. Afrin ve Şeyh Maksud: Temennisiz Dönüş
“Çalışmalar yürütülecektir” ifadesi, hukuki değil dilek kipidir.
Evini isteyen halka, tarih boyunca hep bu kip kullanılmıştır.
Sonuç:
Bu metin bir çözüm değildir.
Bu, zamana yayılmış bir teslimiyet belgesidir.
Silahlar susabilir,
ama hafıza susturulamaz.
Kürt halkı,
bir kez daha “şimdilik” denilerek
geleceğinden vazgeçmeye zorlanmaktadır.
Tarih şunu öğretmiştir:
Eşit olmayan masada imzalanan hiçbir metin barış değildir.


