Dil sadece konuşmak değildir.
Dil; bir halkın hafızası, vicdanı, sevinci, ağıdı ve geleceğidir.
Bir insanın ana dili susturulduğunda aslında sadece kelimeleri değil; geleceği, geçmişi, kültürü ve kimliği de susturulmak istenir.
Bugün Kürd’lerin Dil Bayramı…
Ama ne hazindir ki biz Kürd’ler dünya üzerinde 50-60 milyonu aşkın insan olarak hala kendi ana dilimizde eğitim göremiyoruz, kendi dilimizle, mahkemede savunma yapamıyoruz, çocuğumuza korkusuzca isim koyamıyoruz ve kendi dilimizi öğretemiyoruz.
Çünkü egemen akıllar çok iyi bilirler:
Bir halkın dilini zayıflatırsanız, zamanla hafızasını da zayıflatırsınız. Kürdçe, Zazacaki, Kurmanci, Sorani, Gorani ve Hawramice…
Bunlar sadece lehçe ya da kelime toplulukları değildir.
Bunlar binlerce yıllık bir halkın dağlarda, dengbêjlerde, anaların ninnilerinde ve mezar taşlarında bıraktığı yaşam izleridir.
Dilini kaybeden toplum, zamanla kendisine ait düşünme biçimini de kaybeder. Bu yüzden ana dili meselesi romantik bir folklor meselesi değil; varlık ve onur meselesidir.
Bir çocuğun kendi ana diliyle düşünmesi, gülmesi, konuşması kadar doğal meşru hiçbir şey yoktur.
Dil Bayramı vesilesiyle;
başta anadilim Zazaca olmak üzere, baskılara rağmen dilini yaşatan bütün halkları, anaları, öğretmenleri, dengbêjleri ve kalem sahiplerini saygıyla selamlıyorum.
Çünkü bazı halklar önce silahla değil, dilsiz bırakılarak yenilmek istenir.
Maaruf Ataoğlu
15.05.2026


