Kürd halkına barış ve demokratik çözüm adı altında sunulan mevcut süreç, ne yazık ki henüz açık, eşit ve anayasal güvencelere dayanan bir yol haritası ortaya koymamaktadır.
Kürdlerin ulusal hakları tanınmadan, kimliği ve iradesi hukuki güvenceye kavuşturulmadan önerilen entegrasyon; demokratik bir birliktelikten ziyade, Türk devletinin Kürdleri mevcut sistem içerisinde eritme ve güvencesiz biçimde tasfiye etme projesidir.
Abdullah Öcalan’ın Dortmund Kültür Festivali’ne gönderdiği mesajda, sürecin niteliğine yönelik eleştiri ve itirazların olabileceğini kabul etmesi ve “Eleştirilerle yeni dönemin eksikliklerini hep beraber tamamlayalım” demesi, şahsım açısından önemlidir.
O hâlde yapılan her eleştiriyi düşmanlıkla yaftalamak yerine, Kürd halkının geleceğine ilişkin meşru bir kaygının ve ulusal sorumluluğun ifadesi olarak; Öcalan’dan duyanlar eleştirel yaklaşımlarına dostluk hukukuyla yaklaşmalıdırlar.
Silahların susması elbette değerlidir. Ancak adına Türkiye’yi Terörden arındırma projesi dedikleri ise; Kürdlerin başka bir kimlik içerisinde sistematik bir biçimde eritilmesi ve ulusal haklarından vazgeçmesi anlamına gelemez. Eşitliğe, karşılıklı tanınmaya ve anayasal güvenceye dayanmayan bir entegrasyon, çözüm değil; zamana yayılan güvencesiz bir tasfiyedir.
KÜRD HALKI HER ZAMAN YENİDEN AYAĞA KALKMAYI BİLMİŞTİR
Kürdistan tarihinde yaşanan her yenilgi, katliam ve büyük yıkımın ardından Kürd halkı yeniden ayağa kalkmayı ve direnmesini bilmiştir. Şeyh Said’den Koçgiri’ye, Zilan’dan Dersim’e, Mahabad’dan Enfal’e kadar yaşanan hiçbir trajedi Kürdlerin hafızasını, özgürlük iradesini ve ulusal varlığını ortadan kaldıramamıştır. Bugün yaşanan askeri ve siyasi başarısızlıklar ve dayatılan güvencesiz entegrasyon da Kürd halkının hiç bir zaman tarihsel yürüyüşünün sonu olmayacaktır.
Her ne olursa olsun Kürdler; parti, örgüt ve ideolojik ayrımları aşarak, hiçbir sisteme kimliksiz biçimde eklemlenmeden, milletimizin ortak ulusal iradesi etrafında behemehâl yeniden ve gerekirse yeni bir yapı altında birleşmelidir. Dilini, kimliğini, ülkesini ve meşru ulusal haklarını savunmak için demokratik mücadele ruhuyla yeniden ayağa kalkmalıdır.
Çünkü yaptığımız eleştiriler bir ayrışmanın değil; doğru, eşit ve onurlu bir ulusal birliğin temellerini atma çabasının ifadesidir.
Maaruf Ataoğlu
06 Ağustos 2026


