SEVGİLİ DOSTLAR,
Kürd bir iş insanı olarak elli yıldır Kürdistanî siyasi hafızayı takip etmeye çalışıyorum. Yaşamım boyunca legal siyasi hareketlerin hemen hepsine hatırı sayılır düzeyde katkılarım oldu. Beni tanıyan herkes bunu bilir.
Paris Kürd Konferansı sonrasında SODEP-SHP çizgisinden ayrılarak HEP’te yer aldım. Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu üyeliği ve 1992 Bağcılar Belediye Başkan adaylığımın ardından, HEP’in kapatılmasıyla aktif siyaseti bıraktım.
Başta İstanbul olmak üzere Kürd Enstitüsü, MKM, Kürd Kültür Vakfı gibi birçok Kürdî kuruma katkı sundum. Fakat Kürd ve Kürdistanî yaşam çizgimi hiçbir zaman herhangi bir partinin hapishanesine hapsetmedim.
Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu ve Doğu Avrupa’ya kadar dünyanın farklı coğrafyalarında şirketlerimle çok ciddi işler yaptım ve yapmaya devam ettim. Başta Kürdler olmak üzere binlerce insana istihdam sağladım.
90’lı yıllarda JİTEM, TİT vb. yapıların üç ayrı ölümcül operasyonuna maruz kaldım. Hiçbir organik bağım bulunmamasına rağmen PKK terör örgütüne yardım ve yataklıkla suçlandım. DGM’de yargılandım, tutuklandım; yıllarca Sağmalcılar ve Edirne F Tipi Cezaevi’nde hapis yattım.
Mal varlığım on yıl boyunca donduruldu, şirketlerime el konuldu. Restoranlarım ateşe verildi. Şantiyem yakıldı. Milyonlarca dolar değerindeki araç ve gereçlerim kül edildi.
Bunlar da yetmedi.
Yıllarca yanlarında dost olarak yürüdüğüm siyasi hareket tarafından, “Şehit Piran İntikam Timi” adı altında 500 bin Alman Markı cezaya çarptırıldım.
Daha sonra yeniden tutuklandım.
Ve nihayet bir gün, arkamda bütün varlığımı, çocuklarımı ve kurduğum hayatı bırakarak sürgüne doğru yola çıktım.
Bunlar, sizlere sayfalarca anlatabileceğim hikâyemin yalnızca birkaç satırıdır.
Nihayet Güneybatı Kürdistan’da arka planda yürütülen teslimiyet projesini gördüğümde günlük yazılar yazmaya başladım.
Yazılarımın bir-ikisi şahıslara yönelik olsa da esas itibarıyla tamamı kişileri değil, fikirleri ve siyaseti sorgulamaya yöneliktir. Evet, zaman zaman sert eleştiriler içerir; fakat hiçbir yazımda hakaret yoktur. Bunu isteyen herkes sosyal medya sayfamdan okuyup görebilir.
Ancak belli ki sormak, sorgulamak ve eleştirmek bazı “müridleri” rahatsız etti.
En son bana, bu işlerin “boyumu aştığı” söylendi. Rençberlik yapmam veya koyun otlatmam tavsiye edildi.
Madem öyle…
ŞİMDİLİK yazılarıma bir müddet ara veriyorum.
Altmış beş yaşını doldurmuş bir iş insanı olarak ömrüm boyunca hiç yapmadığım ve bilmediğim rençberliği mi, yoksa çobanlığı mı tercih edeceğimi biraz düşüneceğim.
Belki insan elli yılın sonunda, yaşadıklarından, gördüklerinden ve ödediği bedellerden değil de koyunlardan siyaset öğrenmelidir!
Yeniden buluşmak dileğiyle…
Tüm okurlarıma selam, sevgi ve saygılarımla.
Maaruf Ataoğlu
12 Ağustos 2026


