Elli Yılın Sonunda Kürtlere Sunulan Hak:
E N T E G R A S Y O N ⚠️
Sayın Abdullah Öcalan’ın son mesajında en çok dikkatimi çeken şey negatif dönem bitti. Şimdi pozitif döneme geçtik. Pozitif dönemin sık kullanılan kavramlardan biri “demokratik entegrasyon” cümlesi oldu. İlk bakışta kulağa yumuşak ve hoş gelen bu kavram, dikkatle incelendiğinde ciddi bir tuzak ve yeni belirsizlikler taşıyor. Çünkü entegrasyonun ne olduğu açıkça tanımlamadan yapılan her çağrı, aynı zaman yeni uyum adı altında bir asimilasyonun kapısını aralar.
Kürt halkı “negatif dönemde” yani son elli yılda çok ağır bedeller ödedi. On binlerce insan hayatını kaybetti, binlerce köy ve şehir boşaltıldı, insanların dilleri yasaklandı, kimlikleri inkâr edildi, coğrafya tarumar edilerek metropollere göçertildi. Metropollerde yaşayanlara da ya sev ya terket dayatıldı. Bunun sonucunda milyonlarca insan uzak diasporaya sığınmayı seçmek zorunda bırakıldı. Bugün bu tarihsel bedelin ardından konuşulması gereken şey, süslü ve yuvarlak kavramlar değil, Kürtlerin somut haklardır sayın Öcalan.
Eğer gerçekten yeni bir döneme girilecekse, bu dönemin dili “entegrasyon” gibi muğlak kavramlarla değil, açık, net ve ölçülebilir haklarla kurulmalıdır.
Unutmayalım ki; Geçmişin Hesabı Sorulmadan Gelecek Kurulamaz
“Negatif isyan dönemi bitti” deniliyor. Peki bu dönemin yanlışlarının hesabı ne olacak?
Elli yıl boyunca Kürt gençlerini dağlara gönderen siyaset şimdi geriye dönüp bu mücadele Kürt halkına ne kazandırdı sorusuna samimiyetle cevap vermek zorundadır. Hiç değilse yüreği yaralı anlardan, babalardan zulme uğramış bireylerden özür dilemelidir. İnsanın veya örgütün kendi hatası nedeniyle ait olduğu halktan özür diliyor olması çok mu zor acaba?
Eğer bugün silahın anlamsızlaştığı söyleniyorsa, bu yalnızca bir tespit değil aynı zamanda geçmiş stratejinin başarısızlığının da açıkça itirafıdır. Bu itiraf yapılmadan yeni bir dönemin güvenilir bir kapı olması hali mümkün değildir. Kürt halkı nezdinde bu güven kapısı çoktan kapanmıştır. Ancak Kürt halkının eşit vatandaşlık temelinde barış yapmak için her zaman özgüveni vardır elbette. Ama bu özgüven hak-hukuk terazisinin dengesini tartmaktadır. Bir halkın geleceği, geçmişin yanlışları konuşulmadan yeniden kurulamaz.
Entegrasyonun Gerçek Anlamı
Bugün “demokratik entegrasyon” adı verilen şeyin aslında ne olduğu açıkça ortaya konulmalıdır.
Çünkü tarihteki entegrasyonlar çoğu zaman şu anlama gelmiştir.
• Yeni gelenin var olan çoğunluğa benzemesi
• Mevcut dilini kaybetmesi
• Varolan kimliğini geri plana itmesi
• Kültürünü özel alana hapsetmesi gibi…
Avrupa’da veya Amerika da göçmen politikalarının büyük bölümü bu mantık üzerine kuruludur.
Entegrasyon çoğu zaman bir eşitlik ilkesi değildir. Bu toplumsal bir uyum projesidir.
Uyum ise çoğu zaman sessiz-sedasız bir asimilasyondur.
Bu nedenle entegrasyon kavramı dikkatle ele alınmadığı sürece Kürtler açısından yeni bir umut değil, yeni bir yok oluş tehlikesi olabilir.
Kardeşlik Sözü Yetmez
“Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz” sözü kulağa çok hoş gelir. Ancak tarih bize gösterdi ki eşit haklara sahip olmadan kardeşlik olmaz ve olamaz.
Eşit olmayanların kardeşliği ise kardeşlikten ziyade bağımlılık olur. Bugün Kürtlerin talebi romantik kardeşlik sözleri değil, anayasal eşit yurttaşlıktır. Eşit yurttaşlık ise soyut bir kavram değil, somut bir hukuk düzenidir.
Yeni Dönem İçin Açık Sorular
Gerçekten yeni bir dönem başlayacaksa cevaplanması gereken sorular vardır:
• Kürt kimliği anayasal güvenceye kavuşacak mı?
Kürt dili kamusal alanda serbest olacak mı?
• Yerel yönetimlerin özel - özerk bütçeye sahip gerçek yetkilere sahip olacak mı?
• Siyasi düşünceleri nedeniyle insanlar cezaevinden bırakılacak mı?
• Devlet Kürt meselesinin varlığını resmen kabul edecek mi?
Bu sorular cevaplanmadan “pozitif dönemin” sözleri yalnızca temenniden ibaret kalır sayın Öcalan.
Cumhuriyetle Barışmak mı, Kendimizden Vazgeçmek mi?
Mesajda geçen “Cumhuriyetle zihnen barışma” ifadesi önemli bir kırılmaya işaret ediyor.
Cumhuriyetle barışmak mümkündür. Ancak ortaya konan masada barış sözcüğü bile yoktur. Türkiye’yi terörden arındırma projesi var. Elbette’ki Kürt halkı her türlü terör belasından kurtulmak istiyor. Buna Jitem de dahildir. Ama bunun anlamı Kürtlerin kendi Ulusal demokratik haklarından vazgeçmesi olamaz ve olmamalıdır.
Ayrıca barış karşılıklı görüşme ve müzakere ile olur.
Tek taraflı barış, adı barışta olsa bir teslimiyettir.
Sonuç
Bugün gerçekten yeni bir dönem başlıyorsa, bu dönemin temeli çok açık olmalıdır:
Bu bir Entegrasyon değil eşitlik temelinde asgari düzeyde de olsa elde edilecek, kabul edilebilir haklar olmalıdır.
Ama entegrasyon ise; dolaylı bir asimilasyon projesidir. Bu asla Kürtler tarafından kabul edilemez.
Kürt halkı artık hiç kimseden yuvarlak cümleler duymak istemiyor.
Elli yıllık mücadelenin ardından sorulan tek soru şudur:
Bu yeni dönem Kürtlerin haklarını güvence altına mı alacak, yoksa Kürtleri sessiz bir uyuma mı yeniden sürüklenecek.
Bu sorunun cevabı verilmeden; adına ne koyarsanız koyun hiçbir çağrı Kürt halkının yaşadığı bu acılardan sonra tarihsel bir anlam kazanamaz, Sayın Öcalan.
Saygıyla


