Habocan
Seninle olmak vardı şu anda,
Pera’dan tarihî yarımadaya bakarken.
Pera Palas’tan Pierre Loti’yi seyre dalarken,
Çiçek Pasajı’nda, Agop Meyhanesi’nde
Kadehlerimizde zamanı yudumlarken.
Sen Konstantinopolis’i anarken,
Ben İstanbul’un yorgun yüzüne bakardım.
Aynı taşlarda yürür,
Aynı rüzgârı solurduk belki;
Ama her ikimiz de bilirdik ki
Şehirlerin de insanlar gibi
Birden fazla adı,
Bir de yalnızlığı vardır…
Ve akşam, Galata’nın taş merdivenlerinden
Usulca Haliç’e inerken,
Ne sen tarihi inkâr edebilirdin,
Ne ben zamanı geri çevirebilirdim.
Yalnızca gözlerin kalırdı gözlerimde;
Bir de yarım kalmış cümlelerin,
İstanbul’un bitmeyen sevinci ve hüznü gibi…
Maaruf Ataoğlu
8 Temmuz 2026


