Hayalimin Şehri Sen İstanbul…
Sana bakınca yalnızca taş, deniz ve gökyüzünü görmüyorum.
Sana bakınca binlerce yılın birbirine eklenmiş hafızasını görüyorum.
Bir kıyında güneş doğarken öteki kıyında tarih konuşuyor.
Sen, yalnızca iki kıtanın birleştiği bir şehir değilsin.
Sen, insanlığın yollarının kesiştiği kadim bir kavşaksın İstanbul.
Sen İstanbul…
Byzantion dediler sana…
Konstantinopolis dediler…
Nova Roma dediler…
Dersaadet dediler…
Payitaht dediler…
İstanbul dediler…
İsmin değişti.
Hükümdarların değişti.
Bayrakların değişti.
Ama seni büyük yapan hiçbir zaman adın olmadı.
Seni büyük yapan, çağları aşan ruhundu İstanbul.
Sen İstanbul…
Roma senden geçti.
Bizans senden geçti.
Osmanlı senden geçti.
Cumhuriyet sana yeni bir hikâye yazdı.
İmparatorlar geldiler.
Padişahlar geldiler.
Devletler kuruldu.
Devletler yıkıldı.
Ama sen…
Hepsinden daha uzun yaşadın İstanbul.
Sen İstanbul…
Rumların ilahilerini de dinledin.
Ermenilerin çanlarını da…
Yahudilerin havra dualarını da…
Müezzinlerin ezanlarını da…
Kürtlerin hasretini de taşıdın.
Lazların türküleri de yankılandı sokaklarında.
Çerkeslerin sessiz gururu da yürüdü caddelerinde.
Arapların ilmi de uğradı sana.
Balkanların hüznü de…
Kafkasların direnci de…
Hiçbiri seni tek başına kurmadı.
Ama hiçbiri senden iz bırakmadan da ayrılmadı senden İstanbul.
Sen İstanbul…
Ayasofya’yı gördün.
Sultanahmet’i gördün.
Süleymaniye’yi…
Galata’yı…
Kız Kulesi’ni…
Kapalıçarşı’yı…
Ama seni asıl büyük yapan kubbelerin değildi.
Taşlarının arasına sinmiş insan hikâyeleriydi İstanbul.
Sen…
Bir çocuğun ilk hayalini de sakladın.
Bir annenin gözyaşını da…
Bir sürgünün sessizliğini de…
Bir âşığın duasını da İstanbul.
Sen İstanbul…
Kılıçların sesini de duydun.
Çanların sesini de…
Ezanların sesini de…
Topların gürültüsünü de…
Martıların çığlığını da…
Gemiler geldi.
Ordular geçti.
Yangınlar çıktı.
Depremler oldu.
Ama her defasında yeniden ayağa kalkmayı bildin İstanbul.
Sen İstanbul…
Seni büyük yapan fetihler değildir.
Seni büyük yapan, yüzyıllar boyunca birbirinden farklı halkları aynı gökyüzünün altında buluşturabilmiş olmandır.
Hiç kimse sana bütünüyle sahip olamadı.
Ama senden geçen herkes biraz İstanbul’u oldu sende İstanbul.
Sen İstanbul…
Sen yalnızca Türkiye’nin en büyük şehri değilsin.
Sen, insanlığın ortak hafızasının en görkemli sayfalarından birisin.
Sana bakınca yalnızca geçmişi görmüyorum.
Geleceğin de ancak geçmişini unutmayan şehirler üzerinde yükselebileceğini görüyorum.
Çünkü sen…
Bir şehirsen eğer,
Taştan değil,
İnsanların ruhuyla yoğrulmuş iki kıtayı sinende birleştiren şehirsin İstanbul.
Ve belki de bu yüzden…
Sen, İstanbul’sun.
Maaruf Ataoğlu
22 Temmuz 2026


