İhanetin Sessizliği,
Hakikatin Çığlığını Büyütür
Bir gün tarih sorar bu tuhaf oyunu,
Kim çizdi toprağa bu kırık yolu?
Bir halkı inkâr eden nice saltanat,
Şimdi rüzgâra anlatır gururunu.
Bir ülke saklanmış sürgün türküsünde,
Bir halk yürür dağların gölgesinde.
Haritayı çizenler çoktan unutuldu,
Ama hakikat yaşar hep zamanın içinde.
Bir devlet kurarsın bin asker ile,
Bir sınır çizersin demir hançer ile.
Ama bir halkın kalbinden ülkesini silemezsin,
Ne mühür yeter buna ne de zincirin bile.
Dağlar güldü satanların sınır çizgisine,
Nehirler şaştı bu girdap dizgisine.
Toprak dedi: “Ben düşküne ait değilim,
Bu tür insan yalnız misafirdir üzerimde.
Bir gün dağların sesi yükselecek,
Sessiz kalan hakikat dile gelecek.
Kürd halkın adı yeniden söylenecek,
İşte o gün tarih yeniden yazılacak.
Nice hükümdar geldi geçti bu topraklardan,
Nice saraylar kuruldu altın tahtlardan.
Ama bir halkın adı kaldı geriye,
Rüzgârın taşıdığı o eski ağıtlardan.
Bir halkı susturmak sanırsın kolaydır,
Bir kelimeyi silmek bir ferman kadardır.
Ama hakikat sabırla bekleyen ateştir,
Yakar bir gün yakar Newrozda tüm yalanları.
Bir Kürd çocuk büyür gurbet ellerde,
Bir ülke taşır kalbinin derininde,
Sorarsan nerede diye o memleket diye,
Dağların sessiz bakışında gönlünde gizlidir yine.
Bir gün haritalar yırtılır masada,
Bir gün gerçek konuşur kalabalık arasında.
Bir halkın adı yeniden doğar,
Tarih yazılır Zagros dağlarının ortasında.
Çocuk ben görmedim o yurdu, ama bilirim,
Bir sürgünün gözünde yanan ateşini bilirim.
Bir gün kavuşamazsam bile o topraklara,
Çocukların gönlünde, dilinde doğan ülkeyi Kürdistanı bilirim.
Maaruf Ataoğlu
08.04.2026

