İmralı Barış Güvercinlerine Açık Mektup
Sayın Bahçeli’nin “temennisinin” altında yatan stratejik aklı göremeyen İmralı Barış Güvercinleri;
Bahçeli’nin tabiriyle yükselen bu haykırışları da duymayacak kadar sağır, görmeyecek kadar kör değiller elbet.
Nitekim uzun zamandır DEM’lenen “Şam Esiri” Bakırhan’ın çıkıp “altına imzamı atıyorum” demesi, aslında sürecin hangi psikolojik iklimde yürüdüğünü açıkça göstermektedir.
Kürdistan’ın “Milli Gelini” Pervin Pervane’nin ise ağzı kulaklarında… Adeta tarihi bir zafer kazanılmış gibi sevinçten uçuyor.
Arap Mithat için zaten reklamın iyisi kötüsü yoktur.
Faik Efendi’ye gelince… “Tenzihen” söylüyorum; herhalde çeşit olsun diye koymuşlar diye düşünüyorum.
Sırrı’nın gazına gelerek bir zamanlar:
“Seni başkan yaptırmayacağız”
diyen Selo kardeşim ise bugün sessiz…
Bizim mi işimizdi Türkiye’nin demokratikleşme yükünü sırtlamak?
Alacaktık özerkliği-federasyonu, verecektik başkanlığı…
Fakat derin devlet aklı, sizin “solculuğunuza helal gelmesin” diyerek Selo’yu da, Sırrı’ya inandırarak başka bir rotaya sürükledi.
Sırrı bununla da yetinmedi…
Allah’ı var. Her derde Hızır gibi yetişti. Eşinin ameliyatına yanına koştu, Devlet bey onun telefonu üzerinden geçmiş olsun dileğinde bulundu. Taziye iznine yardımcı oldu derken; sonunda Selocan’a dua bile ettirdi:
Selocandan Dua,
“Allah Erdoğan’a, Bahçeli’ye ve Öcalan’a sağlıklı uzun ömürler versin.”
Hikmet-i ilahiden sual olunmaz elbet…
O anda dergâh açıktı herhalde; dua derhal kabul oldu.
Selocan da Edirne’de kalıverdi…
Ben Edirne’nin soğuğunu bilirim.
Hele F Tipi’nin betonuna çarpan rüzgârın nasıl insanın içine işlediğini de…
Bodrum karantina hücresinde çektiğim disiplin cezalarının ayazını hâlâ unutmam.
Can kardeşim Selo…
O duayı niye yaptın?
Hem kendini hem de Kürd halkını yaktın.
Ne olur bundan sonra dua etme…
Maazallah bir daha kabul olursa; Erdoğan “Emîrü’l Mü’minîn” ilan edilir, Öcalan da “Kürtlere gerek yok” deyip yeni teoriler üretirse; Bahçeli de Adanalı refleksiyle işi “kımıl ilaçlamasına” çevirirse artık birbirimizi bu dünyada göremeyiz.
Neyse ki öte dünya var…
Belki orada Yaradan’ın huzurunda varlığımızı kabul ettiririz.
Gerçi onun da ne kadar işe yarayacağını bilmiyorum.
Ama senden son bir ricam var Selo kardeşim:
Eğer öte dünyada Kürtlük bir işe yarayacaksa, ne olur orası için de dua etme…
Yoksa korkarım orada da Erdoğan, Bahçeli ve Öcalan sıraya girer; bize yine nefes alacak yer bırakmazlar.
Seni hasretle kucaklıyor, gözlerinden öpüyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
Maaruf Ataoğlu
06.05.2026 Köln


