KERKÜK BİR ŞEHRİN HAFIZADIR.
İKİ BERALA KARDEŞİN SINAVI DEĞİL
Önce şu gerçeğin altını çizmekte fayda var:
Kerkük sıradan bir şehir değildir. Kerkük; petrol kuyularının üstünde yükselen bir beton yığını hiç değildir. Kerkük, Kürdistan halkının tarihsel hafızası, kimliği ve onurudur.
Bu yüzden Kerkük üzerine konuşmak; yalnızca siyaset yapmak değil, Kürdistan halkının kaderine dair söz söylemektir.
Ve tam da bu yüzden, bugün yaşananlar basit bir “siyasi tercih” olarak geçiştirilemez.
Kerkük: Paylaşılamayan Miras, Bafıl ve Qubad tarafından tüketilen bir gelecektir
Kerkük, tarih boyunca yalnızca dış güçlerin değil, aynı zamanda iç zaafların da kurbanı olmuştur.
Osmanlı’dan İngiliz mandasına, Baas rejiminden 2003 sonrası kaotik yapıya kadar herkes bu şehir üzerinde hesap yaptı.
Ama acı olan şudur:
Kerkük çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden kaybedildi.
Bugün de tartıştığımız mesele tam olarak budur.
Belki Bir Uçak Bileti, Bir Davet ve Kaybedilen Bir İrade
Kerkük’ün Seçilmiş İradesi
Bafıl ile Qubad Talabani,
Kerkük Kürt halkının seçilmiş iradesini;
Bir Ankara daveti,
Bir diplomatik temas
ve hatta sembolik olarak birkaç Turkish Airlines uçuşu karşılığında pazarlık konusu yaptıysa, bu yalnızca bir siyasi hata değildir. Bu, tarihsel bir kırılmadır.
Siyaset mi, Temsil Krizi mi?
Şunu sormak gerekir:
Bir lider, kimi temsil eder?
Kendi koltuğunu mu?
Partisinin dar çıkarlarını mı?
Yoksa kendisine güvenen Kürd halkının iradesini mi?
Eğer temsil, halkın iradesini taşımak yerine onu pazarlık masasına koymaksa,
orada artık sadece siyaset değil; temsil değil, ahlak krizi vardır.
Kerkük meselesi hiçbir zaman yalnızca Kerkük meselesi olmamıştır. Bu mesele; Kürt siyasetinin kendi içinde verdiği bir ahlak sınavıdır.
Kerkük’ün Sosyolojik Gerçeği: Birlikte Yaşam mı, Parçalanma mı?
Kerkük; Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların ve diğer halkların birlikte yaşadığı çok katmanlı bir toplumsal yapıya sahip olsa da Kerkük Kürdistan’dır. Bu yapı, Kürdistanî bir tecrübe ve ruhla yönetildiğinde Ortadoğu için bir model; yanlış yönetildiğinde ise bir çatışma alanı olur.
Bugün yaşanan kriz, sadece bir yönetim meselesi değil;
aynı zamanda şu sorunun cevabıdır:
Kürt siyaseti, çok kimlikli bir şehri Türkmen valiye ve çetelerine teslim ettiğinde, hoşgörüyü; adil ve kapsayıcı bir yönetimi kaybedecektir.
Tarih Tekerrür mü Ediyor?
Daha önce de yaşandı.
Kürdistan coğrafyasında defalarca; kişisel hesaplar, dar parti çıkarları ve kısa vadeli kazanımlar uğruna uzun vadeli kayıplar yaşandı.
Kerkük, bunun en somut örneklerinden biridir.
Bugün yapılan her yanlış tercih, yarının tarih kitaplarında
“bir kez daha Bafıl - Qubad Talabani tarafından düşmana teslim edilen Kerkük” olarak yazılacaktır.
Son Söz: Mesele Kişiler Değil, Zihniyettir
Bu yazı, aslında kişileri hedef alan bir yazı değildir.
Bu yazı;
bir zihniyeti,
bir anlayışı,
bir siyaset biçimini sorgulama yazısıdır.
Çünkü mesele şudur:
Bir halkın iradesi;
uçak seferleriyle, diplomatik davetlerle, geçici çıkarlarla satılamaz ve satılmamalıdır.
Kerkük;
Talabanilerin satılacak bir mülkü değil,
korunması gereken Kürd halkının bir emanetidir.
Ve o emaneti taşıyamayanlar,
Kürdistan halkına ve tarihin kirli sayfalarında yazılarak mutlaka hesap verirler.
Kerkük’ü kaybetmek, sadece bir şehri kaybetmek değildir.
Kerkük’ü kaybetmek, Kürd halkının kendine olan inancını kaybetmesidir.


