Kürt Halkının Gönlünde Bir Siyasetin Sessiz Çöküşü
Kürt siyaseti tarihinde bazı dönemler vardır ki yalnızca bir partinin değil, bir siyasi anlayışın da sınandığı zamanlar olur.
1988 de çok büyük ve saf umutlarla başlayan bir siyasi mücadele, maalesef bugün DEM parti çizgisinde siyaset sürdüren (adı değişse de zihniyeti aynı kalan yapıların) yaşadığı kriz, sıradan bir siyasi yıpranma değildir. Bu, Kürt halkının vicdanında oluşan derin bir yara ve güven kırılmasıdır.
Bu kırılma bir günde oluşmadı. Uzun yıllara yayılan tutarsızlıkların, çelişkilerin ve halktan kopuşun bir sonucudur.
Rojava Sürecindeki Tutarsızlık
Rojava süreci Kürt halkı için tarihi bir imtihandı. İlk defa Kürtler, Ortadoğu’da belkide kendi kaderlerini tayin edebilecekleri çok müsait bir alan bulmuşlardı. Bu süreçte siyasilerden beklenen; açık, ilkeli Ulusal ve Kürdistani bir duruştu.
Fakat Demokratik Toplum çizgisi bu süreçte net bir siyaset ortaya koyamadı.
Bir gün Rojava’nın savunucusu gibi konuşuldu, ertesi gün Ankara’nın hassasiyetleri gözetildi.
Bir yandan devrim söylemi, öte yandan suskun ve sinsi diplomatik geri çekilmeler…
Bu tutarsızlıklar, iki yüzlü politikalar Kürt halkının gözünden hiç kaçmadı.
Çünkü Kürt halkı artık gelişmeleri romantik sloganlarla değil, somut siyasal duruşlarla ölçmektedir.
DEM’in Devlet Aparatı Algısının Kürt Halkında Pekişmesi
Bugün Kürt toplumunda en ağır itham şudur:
“DEM artık yarı bağımsız bir Kürt siyaseti değil, devletin yüzde yüz kontrol ettiği bir siyaset alanıdır.”
Bu kanaat doğru olsun veya olmasın, önemli olan şudur:
Bu algı artık Kürt halkı içerisinde geniş kesimlerde yerleşmiştir.
Bir siyasi hareket için bundan daha büyük bir çöküş yoktur.
Kürt halkı her şeyi affeder;
ama iradesini satacak bir bağımlılığı asla affetmez.
Çünkü bu halk yüz yıl boyunca siyasi yönden, en çok aracıları ve aparatları üzerinden yönetildiğinin acısını yaşıyor.
Bu yüzden günümüzde en küçük bir bağımlılık emaresi bile büyük bir güvensizlik üretmektedir.
Çelişkili Açıklamalar ve Siyasi Savrulma
Son dönemde yapılan açıklamalar bu güvensizliği çok daha da derinleştirmiştir.
Bir tarafta Pervin Buldan’ın devlet ile uzlaşmacı ve sınırları belirsiz olan dili,
öte tarafta Mithat Sancar’ın güya akademik ama gerçeklikten kopuk söylemleri,
diğer tarafta Faik Erol’un Kürt halkı nezdindeki güvensizliği…
Ortaya çıkan bu tablo aslında bir siyasi stratejiden yoksun, dağınık reflekslerin toplamıdır.
Bir hareketin ne söylediğinden çok, aynı şeyi söyleyip söylemediğidir.
Bugün sorun tam da budur:
DEM çizgisi tek bir siyasi akıl görüntüsü vermemektedir.
Özellikle İmralı Süreci Sonrasında Halktan Kopuşun Başlaması
En büyük kırılma ise İmralı sürecinde yaşanmıştır.
Kürt halkı yıllarca ağır bedeller ödedi. On binlerce ölüm, milyonlarca göç ve parçalanmış hayatlar…
Bu kadar büyük bir bedelin ardından halkın beklentisi şuydu:
Açık hedefler.
Somut talepler.
Şeffaf bir siyaset.
Fakat ortaya çıkan tablo bunun tam tersi oldu.
Halktan gizlenen görüşmeler,
muğlak açıklamalar,
devlet merkezli dil…
Sanki Kürt halkı değil, devlet ikna edilmek isteniyordu.
Bu durum Kürt toplumunda şu soruyu doğurdu:
Bu siyaset halk için mi yapılıyor, yoksa devletle uyum için mi?
Bu soru cevaplanmadıkça güven yeniden kurulamaz.
Kırılan İnanç ve Güven
Bugün Kürt halkı bilinçli ama öfkeli değildir.
Ama inançsızdır.
Öfke geçer.
Ama inanç kırılması çok kolay onarılamaz.
Kürt halkı artık slogan değil, sonuç görmek istiyor.
Liderlik değil, hesap verebilirlik istiyor.
Sadakat değil, hak istiyor.
Ve belki de ilk defa Kürt halkı tarafından şu açıkça söyleniyor:
Kürt siyaseti artık tek bir siyasi merkeze mahkûm değildir. Bu nedenle alternatif siyasi arayışlar içerisindedir.
Sonuç
Demokratik Toplum çizgisinin yaşadığı kriz bir parti krizi değildir.
Bu kriz:
• Kürdistani siyasetin bağımsızlığı meselesidir.
• Halk ile siyaset arasındaki mesafe meselesidir.
• Temsil krizi meselesidir.
Kürt halkı artık şunu çok iyi biliyor: Hiçbir hareket Kürt halkından büyük değildir.
Bir hareket halktan koparsa yaşar gibi görünür ama içten içe çürür ve çöker. Bugün yaşanan tam olarak budur. Ve tarih şunu defalarca göstermiştir:
Kürt halkının güvenini kaybeden hiçbir siyasi yapı uzun süre ayakta kalamaz.


