Kürtlerin Şam ve Halep’teki Tarihsel Varlığı:
Süreklilik, Şehirli Kuruculuk ve Siyasal Meşruiyet
Ortadoğu’nun kadim şehirleri olan Şam ve Halep, yalnızca askerî ve stratejik merkezler değil; aynı zamanda siyasal aklın, şehirli kültürün ve çok kimlikli toplumsal düzenin tarih boyunca üretildiği mekânlardır. Bu bağlamda Kürtlerin söz konusu şehirlerdeki varlığı, güncel politik tartışmaların ötesinde, tarihsel süreklilik ve kurucu özne olma vasfı üzerinden ele alınmalıdır.
Türk ve Arap merkezli ulusçu söylemlerde sıkça tekrar edilen “Kürtler bu şehirlere sonradan gelmiştir” iddiası, tarihsel gerçeklikten ziyade politik algı üretimine dayanmaktadır. Zira arşiv verileri, şehir tarihi çalışmaları ve sosyolojik okumalarla birlikte değerlendirildiğinde, Kürtlerin Şam ve Halep’teki varlığı geçici veya tali değil; kalıcı, kurumsal ve şehirle bütünleşmiş bir karakter arz eder.
Bila’dü’ş-Şam ve Şehirli Kürt Aklı
Bila’dü’ş-Şam coğrafyası —Şam, Halep, Humus ve çevresi— Kürtlerin tarih sahnesinde yalnızca savaşçı kimlikle değil; şehir kurabilen, hukuk ve idare üretebilen bir toplumsal özne olarak var olduklarını gösteren en güçlü örneklerden biridir. Bu şehirler, Kürtler açısından fethedilip tüketilen alanlar değil; inşa edilen, yaşanan, yaşatılan ve süreklilik kazandırılan merkezlerdir.
Bu gerçekliği en berrak biçimde ortaya koyan tarihsel şahsiyet ise Selahaddin Eyyubi’dir.
Selahaddin Eyyubi:
Şam Merkezli Kürt Siyasal Kuruculuğunun Sembolü
Selahaddin Eyyubi’nin biyografisi, Kürtlerin Şam’la kurduğu ilişkinin rastlantısal ya da konjonktürel olmadığını; aksine kurucu bir siyasal akla dayandığını açıkça ortaya koyar. Tarihte bir Kürt şehri olan Tikrit’te doğmuş, Kürt Revadi (Hedbani) aşiretine mensup olan Selahaddin’in siyasal ve askerî olgunlaşma merkezi Şam olmuştur.
Ancak burada asıl belirleyici olan, Selahaddin’in Şam’ı yalnızca bir iktidar başkenti olarak değil; şehirli devlet aklının kurumsallaştığı bir merkez olarak inşa etmesidir. Eyyubi yönetimi altında Şam’da:
• Vakıf sistemi kurumsallaştırılmış,
• Medreseler ve hukuk düzeni güçlendirilmiş,
• Farklı inanç ve etnik grupların birlikte yaşayabildiği çoğulcu bir şehir düzeni tesis edilmiştir.
Bu yönüyle Selahaddin, göçebe bir askerî figür değil; şehirli, hukuka dayalı ve çok kimlikli bir devlet anlayışının kurucusudur. Bu gerçeklik, Kürt siyasal geleneğinin şehirle kurduğu derin ilişkiyi tarihsel olarak da temellendirmektedir.
Eyyubiler Döneminde Şam’da Kürt Kurumsallığı
Eyyubiler döneminde Kürtlerin Şam’daki varlığı, geçici askerî hâkimiyetle sınırlı kalmamış; kurumsallık ve süreklilik kazanmıştır. Kürtler:
• Ordu komuta ve lojistik yapılarında,
• Bürokratik ve idari mekanizmalarda,
• Vakıf ve şehir hizmetlerinde,
• Medrese, ilim ve hukuk alanlarında
kalıcı bir biçimde yer almıştır. Bu tablo, Kürtlerin Şam’la ilişkisini fetihçi bir tahakküm değil; şehirle bütünleşme ve onu yaşatma iradesi olarak tanımlar.
Halep:
Kürt Şehirli Kimliğinin İkinci Ayağı
Şam ne ise Halep de odur. Halep, Kürtler açısından yalnızca askerî veya stratejik bir cephe kenti değil; şehirli Kürt kimliğinin ikinci büyük tarihsel ayağıdır. Ortaçağ’dan itibaren Halep’te Kürt varlığı:
• Askerî-idari sınıflarda,
• Ticaret ve zanaat örgütlenmelerinde,
• Şehir mahallelerinde
kesintisiz biçimde izlenebilir. Halep, Kürtlerin Arap, Ermeni, Süryani ve Türkmen unsurlarla birlikte çok kültürlü bir şehir pratiği geliştirdiği nadir merkezlerden biri olmuştur. Bu yönüyle Halep, Kürtlerin şehir kurma ve birlikte yaşama kapasitesinin tarihsel laboratuvar kentidir.
İnkâr Söylemi:
Politik Bir İnşadır
Kürtlerin Şam ve Halep’teki varlığını inkâr eden söylemler tarihsel değil; bilinçli olarak kurgulanmış politik anlatılardır. Bu anlatılar:
• Kürtleri kırsal ve geçici göstermeyi,
• Şehir kurma ve yönetme kapasitelerini reddetmeyi,
• Güncel siyasal talepleri “meşruiyetsiz” kılmayı
amaçlar.
Oysa tarihsel kayıtlar nettir: Şam ve Halep, Kürtlerin yalnızca yaşadığı değil; kurduğu, yönettiği ve süreklilik kazandırdığı şehirlerdir.
Bugün:
Şam Meselesi ve Siyasal Hak
Bu tarihsel arka plan, günümüz siyasal tartışmaları açısından belirleyicidir. Kürtlerin Şam’a dair söz söylemesi bir fetih arzusu değil; tarihsel, sosyolojik ve şehirli bir hak iddiasıdır. Bu bağlamda, Kürt siyasal aktörlerinin —örneğin Suriye Demokratik Güçleri’nin— Şam merkezli tartışmalarda özne olarak yer alması, tarihsel süreklilikle son derece uyumludur.
Kürtler:
• Şam’ı mezhepçi hesaplarla yıkanlardan,
• Onu intikam ve tahakküm alanına çevirenlerden,
• İŞİD artığı militarist akıllardan
çok daha fazla bu şehrin yaşatıcı mirasına sahiptir. Çünkü Kürt siyasal geleneği, Şam’ı ele geçirme değil; koruma, onarma ve birlikte yaşatma geleneğinden beslenir.
Sonuç
Şam ve Halep meselesi, Kürtler açısından ne romantik bir tarih anlatısı ne de güncel bir güç hesaplaşmasıdır. Bu mesele, şehirli kuruculuk, siyasal süreklilik ve tarihsel meşruiyet meselesidir. Ve tarih, bu konuda son derece açıktır:
Kürtler bu şehirlerin misafiri değil; kurucu hafızasıdır.


