Maşallah Erdoğan
Her zamanki gibi sesin çok, içeriğin boş.
Yazılarını okuduğumda; düşünceden ziyade saldırgan bir ruh hâlinin, öfke ve hırçınlıkla savrulan bir dilin izlerini görüyorum. Metinlerin fikir üretmiyor; karşıtlık üretiyor. Okuyucuya hakikat değil, gerilim taşıyor.
Bu yanlış okumanın merkezinde ise, özellikle Abdullah Öcalan’a duyduğun kişisel husumet duruyor. Çünkü yazıların; analizden, mesafeden ve soğukkanlılıktan uzak; neredeyse refleksif bir saldırı hâlinde kurulmuş. Bu yaklaşım Kürt halkı içinde yalnızca fikir ayrılığı yaratmıyor, açık bir nefret dili ekiyor. Öncelikle bu üslubu terk etmeni öneririm.
Benim PKK’ye, Öcalan’a ve Selahattin Demirtaş’a dair düşüncelerim, eleştirel yazılarım ve politik tutumum Kürt kamuoyu tarafından bilinmektedir.
Benim Kürdî bakışım nettir: örgütler ve partiler üstü, Kürdistanîdir.
Ben; kişileri hedef alarak, çamur atarak, hakaretle siyaset yapanlardan değilim.
Çağrılarım açık ve saklısızdır.
Demirtaş’ı en sert biçimde eleştirenlerden biri benim.
Dün yaptığım eleştiri de son derece açıktı:
Bu süreçte safını netleştirmesini istedim.
“Suskunluk ikrardan sayılır” dedim. Hepsi bu.
Ama şu gerçeği inkâr edemezsin:
Demirtaş’ın Kürt gençliği nezdinde ciddi bir karşılığı ve ağırlığı vardır.
Siyasetini beğenmeyebiliriz; eleştirebiliriz.
Ama etkisini yok saymak, onu seninle ya da benimle kıyaslamak ciddiyetsizliktir.
Senin gibi; kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşmanlaştıran bir zihnin, bunu görmesini de zaten beklemiyorum.
Bu meseleyi Diyarbakır’da toplanması planlanan inisiyatifle ilişkilendirme çaban ise açık bir provokasyondur.
Ben diasporada yaşayan bir Kürdüm.
Oradaki arkadaşların girişimini desteklemekten başka hiçbir görevim, pozisyonum ya da yönlendirici rolüm yoktur.
Bu çağrı grubunda yer alan insanlar; son derece aydın, ne yaptığını bilen ve bu halka karşı sorumluluk hisseden kişilerdir.
Onların emeğini, ucuz ithamlarla gölgelemeye çalışmak çok büyük bir saygısızlıktır.
Seni şahsen tanımıyorum.
Ama yaptığım kısa bir inceleme, bu tür provokatif çıkışları alışkanlık hâline getirmiş misket vazifesi gören biri izlenimi veriyor.
Ez cümle:
Seni uyarıyorum.
Bu hassas süreçte Kuzey Kürdistan’ın ihtiyacı olan şey; kızıl yıldızlı örgütlerin hegemonyasından kurtulmuş, onurlu ve sahici bir birlik arayışıdır.
Senin yaptığın gibi provokasyonlarla iç kavga üretmek değil.
Nifak tohumları ekerek, başkalarının ekmeğine yağ süren iyi polis–kötü polis oyunlarını bırak.
Kürdistan halkı artık bu küçük oyunları görüyor.
Ve bugün yüksek sesle şunu soruyor:
Bunca yıldır ne ürettiniz?


