MEHMET UÇUM’A AÇIK CEVAP:
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” ADI ALTINDA KÜRDİSTAN GERÇEĞİNİ YOK SAYAMAZSINIZ
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un “Terörsüz Türkiye’ye Geçiş Sürecinde Son Aşama” başlıklı yazısında dile getirilen yaklaşım, meselenin özünü bir kez daha ortaya koymaktadır. Yazının satır aralarında açıkça denilmektedir ki; Kürdistan tanımını yapmayın, statü talep etmeyin, siyasal varlık istemeyin, devletin çizdiği sınırlar içinde “entegre olun.”
İşte tam da itirazımız buradadır.
Sayın Uçum,
Siyasi sınırları ve bağımsız devleti olmamış olsa bile Kürdistan’ın bir ülke olduğu gerçeğini tarihin izinde rahatlıkla bulabilirsiniz. Eğer tarih bilginiz zayıfsa, saraydaki danışmanlarınız size bunu anlatabilir. Çünkü Kürdistan; sadece bir politik slogan değil, binlerce yıllık coğrafi, sosyolojik ve tarihsel bir hakikattir.
Kürdistan; Pers İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya, Safevilerden günümüze kadar adı kayıtlara geçmiş, coğrafi sınırları belli olan tarihsel bir ülkedir. Siz bugün bazı kavramları yasaklayarak, bazı kelimeleri sistem dışına iterek bu hakikati ortadan kaldıramazsınız.
Daha açık ifade etmek gerekir:
Sizin Abdullah Öcalan üzerinden yürüttüğünüz “Türkiye’yi terörden arındırma süreci”, Kürdistan’ın ontolojik ve sosyolojik gerçekliğini silikleştirme projesine dönüşürse, bunun artık barış veya çözüm olmadığı; yapılanların siyasal bir tasfiye programı olarak Kürdistan halkı tarafından okunduğu hepiniz tarafından bilinmelidir.
Çünkü bir halkın sadece silahlı yapıları değil;
hafızası,
kimliği,
dili,
coğrafyası,
kolektif bilinci,
tarihsel aidiyeti vardır.
Ve bunlar, masa başında hazırlanmış olan entegrasyon projeleriyle ortadan kaldırılamaz.
Bir ülkenin coğrafi, sosyolojik ve ontolojik varlığını; sizinle işbirliği içerisinde hareket eden bir “koordinatör” eliyle dizginleyebileceğinizi düşünmeniz büyük bir hata ve tarih yanılgısıdır.
Bugün dünyada yetmiş milyonu aşan Kürd halkı, yüzyıllardır ülkesi ve kimliği için özgürlük mücadelesi veren tarihsel bir halktır. Siz isteseniz de istemeseniz de Kürdlerin ulusal, siyasal ve ontolojik varlığını kabul etmek zorunda kalacaksınız. Nokta.
Çünkü halklar, devletlerin izin verdiği kadar değil; tarihsel varlıkları kadar yaşarlar.
Kürd halkının yeni Diyap Ağalara ihtiyacı yoktur.
Bu halk, geçmişte nasıl inkâr politikalarına karşı direndiyse, bugün de iradesini başka masalarda pazarlık konusu yapan anlayışlara milyonlar olarak karşı duracaktır.
Kürdlere ikinci bir Lozan yaşatamazsınız.
Kürdistan halkı buna asla izin vermeyecektir.
Ayrıca şunu da herkes bilmelidir:
Önümüzdeki seçimlerde, baştan beri işbirlikçi çizgiye sürüklenen ve şimdilerde teslimiyeti kazanım olarak halkımıza pazarlayan başta DEM çevreleri olmak üzere, Kürdistan halkının tarihsel hassasiyetlerine kulaklarını kapatarak Ankara merkezli bu kişiliksiz siyasete ortak olan herkes, sandıkta halkın vicdanıyla yüzleşecektir. Kürdistan halkı bu defa tüm işbirlikçilere siyasi tokadını indirecektir.
Çünkü halk bazen geç konuşur;
ama konuştuğunda tarihin yönünü değiştirir.
19.05.2026


