MÜNİH GÜVENLİK ZİRVESİNE ELEŞTİREL BİR BAKIŞ
Bu kare çok önemlidir. Bu fotoğraf yalnızca diplomatik bir nezaket fotoğrafı değil; Ortadoğu’nun satranç tahtasında yeniden dizilen taşların sessiz bir ilanıdır. Haydi Mazlum Abdi, 60 milyon Kürdün kalbi “seninle” Rojava ile atıyor.
Masada iki bayrak yan yana:
Bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafta üç yıldızlı Suriye bayrağı.
Arka planda duran kumaşlar yalnızca renk değil; güç, pazarlık ve jeopolitik çıkarların sembolüdür.
Mekân: Münih Güvenlik Konferansı.
Ama mesele salt güvenlik değildir; mesele statü, meşruiyet ve geleceğin kimin eliyle nasıl yazılacağıdır.
Fotoğrafa dikkatle bakıldığında:
– Amerikan heyeti rahat ve özgüvenli.
– Karşı tarafta daha temkinli, daha ölçülü bir diplomatik dil var.
– Masadaki kulaklık sistemleri tercümeyi gösteriyor; fakat asıl tercüme edilmesi gereken kelimeler değil, aslında niyetlerdir.
Bu bir askerî ittifak fotoğrafı değil;
Bu, “kontrollü geçiş” arayışının fotoğrafıdır. Çok ilginç, burada Emlakçı Toom Barak yok.
Eleştiri Nerede Başlar?
Eleştiri yıkmak için değil; daha gerçekçi bir zemin kurmak için yapılır.
Suriye dosyası artık yalnızca bir savaş dosyası değildir; aynı zamanda bir yeniden dizayn dosyasıdır.
Bu dizaynın merkezinde Rojava, Şam, Ankara ve Washington arasında örülen görünmez hatlar vardır. Ancak mesele yalnızca büyük aktörlerin masası değildir; mesele yerel aktörlerin kendi stratejik aklını inşa edip etmediğidir.
Sorulması gereken soru şudur:
Bu görüşmeler Kürtlerin statüsünü güçlendirecek mi?
Yoksa yine “sahada fedakâr, masada görünmez” bir pozisyon mu üretilecek?
Tarih şunu öğretmiştir:
Büyük devletler duygularla değil, çıkar dengesiyle hareket eder.
Fakat aynı tarih, statü talebinin yalnızca dış aktörlere bağlandığında kırılganlaştığını da göstermiştir.
Stratejik Uyarı
Münih’te verilen mesaj şudur:
ABD sahadan tamamen çekilmiyor; Emlakçı Toom Barak’ın Kürtlere karşı olan tavırları ve duruşu sonucunda dünyanın her yerinde sokağa çıkan milyonlarca Kürdün sesi Trump tarafından duyulmuş, ABD yeniden rol ve araç değiştiriyor.
Muhalif yapı, Kürtler ABD ve Fransa’nın desteğiyle uluslararası meşruiyet arayışında.
Bu noktada eleştiri şunu söyler:
– Eğer Kürt siyaseti kendi ortak ulusal zeminini kuramazsa,
– Eğer tekrar parçalı reflekslerle hareket ederse,
– Eğer dış garantilere iç birlikten daha fazla anlam yüklerse,
– Eğer ulusal birliklerini pekiştirmeyip ENKS ve diğer yapıları sürece katmazsa,
Kazanımların ve meşruiyetin temelleri eksik kalır.
Sürecin uzaması hâlinde, kimi farklı güç dengeleri tarafından manipüle edilebilir ve masada konuşulan olmaktan öteye geçemez.
Kürdistanî bakış romantizmi değil; kurumsal aklı öncelemelidir.
İdeolojiler değişebilir, konjonktür değişebilir; fakat ulusal çıkarın soğukkanlı tanımı uluslararası platformlarda asla değişmemelidir.
Bu kare aslında bir savaşın bitişini değil;
Yeni bir safhanın başlangıcıdır.
Ve her yeni safha yalnızca eleştiri değil;
Aynı zamanda öz eleştiri ve ulusal bilinç ile yeniden yapılanma cesareti ister.


