Ehmedê Xanî’nin bir plakete sığmayacağına elbette katılıyorum. Onun dilini, düşüncesini, Kürdlerin birliğine ve özgürlüğüne dair özlemini anlamadan gösterilecek vefa eksik kalır. Fakat buradan hareketle, adına verilen bir ödülü peşinen olumsuz karşılamak zorunda mıyız?
Bir an durup olumlu tarafından da bakamaz mıyız?
Kırk yıldır bağımsızlık uğruna on binlerce evladımızı dağa çıkararak şehit verdiren, halkımızı köylerin boşaltıldığı, sürgünlerin ve cezaevlerinin yaşandığı bir sürecin içinde tutan hareketin de, bizim de yüzleşmemiz gereken ağır bir soru var: Bunca bedelin karşılığında, uğruna mücadele ettiğimiz hedeflerin ne kadarına ulaşabildik?
Şehitlerimize saygım sonsuzdur. Onların hatırası önünde saygıyla başımı eğiyorum. Tam da bu nedenle, ödenen bedellerin halkımızın hayatında hangi somut kazanımlara dönüştüğünü sorgulamayı bir sorumluluk sayıyorum.
Çünkü siyaset, bir sonuç elde etme sanatıdır.
Halkımızın dilini, kimliğini ve geleceğini güvenceye alacak her imkânı değerlendirmek zorundayız. Bize düşen, atılan bir adımın devamını istemek ve onu somut kazanımlara taşıyacak bir irade ortaya koymaktır.
Bu bakımdan, Ehmedê Xanî’ye yönelik bu jesti olumlu karşılıyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Bu teşekkürün yanında açık bir beklentimi de dile getiriyorum: Kürdlerin doğuştan sahip oldukları hakların tanınması ve kullanımının güvence altına alınması konusunda daha büyük, daha cesur ve somut adımlar atılmalıdır.
Ehmedê Xanî’nin adına gösterilen saygının, Kürdçenin eğitimde, kamusal hayatta ve gelecek kuşakların yaşamında hak ettiği yeri bulmasına vesile olmasını bekliyorum. Onun eserlerinin ve düşüncelerinin özgürce öğrenildiği, Kürd kimliğinin eşitlik temelinde kabul gördüğü bir geleceğin yolu açılsın istiyorum.
Elbette bir ödül, Kürd halkının yüz yıllık meselelerini çözmez. Fakat bu jestin anlamını büyütmek ve ardından gelecek adımları talep etmek de terörden uzak, Kürdistanî bir siyaseti savunan siyasetçilerin işidir.
Ehmedê Xanî’ye vefa, onun adını anmakla başlar; halkının diline, kimliğine ve özgürlüğüne saygıyla anlam kazanır.
Benim yaklaşımım budur: Bu olumlu adımı takdir etmek, eksik olanı açıkça söylemek ve halkımızın hakları için daha fazlasını istemek.
Maaruf Ataoğlu
30 Ekim 2026


