Newton’un Ateşi ve İsimsiz Siyasetin Karanlığı
Amed’de- Diyarbakır’da Newroz’un ruhundan söz ediyorsunuz…
Ama o ruhun adını bile anmaktan imtina ediyorsunuz.
Bu nasıl bir “yeni sayfa”?
Bu nasıl bir “diriliş” hikayesi ?
Binlerce yılın ateşini anlatıp,
o ateşin yandığı toprağın adını Kürdistan’ı yok saymak…
Bu, barış dili değildir.
Bu, kimliği törpülenmiş, tasfiyeye evrilen bir siyasetin dilidir.
Newroz: Folklor Değil, Binlerce Yıllık Hafıza ve İradedir
Newroz; nötr bir bahar festivali değildir.
Newroz, Kürdistan halkının direniş hafızasıdır.
Newroz, inkâra karşı yakılmış bir özgürlük ateşidir.
Bugün Amed’de verilen mesajınız tam olarak şudur:
O ateşi anlatıp, onu yakan iradeyi silmektir.
Bu, tarihle konuşup hakikati susturmaktır.
Bu, direnişi sembole indirgemektir.
Mitoloji Var, Ama Kürdistan ve Coğrafya Yok
Dehak var…
Kawa var…
Ama onların ayağa kalktığı toprak “Kürdistan Halkı” yok.
Bu, mitolojiyi araçsallaştırıp Ülkeyi ve coğrafyayı görünmez kılmaktır.
Oysa Newroz’un anlamı,
tam da o coğrafyada ve Özgürlük ateşinin yandığı Kürdistan’da vücut bulur.
Adını anmadığınız yer,
sizin değildir.
İsimsiz Birlik: Eşitlik Değil, Bir Erimedir
“Birlik” diyorsunuz…
Ama adı konulmamış, kimliği inkâr edilmiş, Ülkesi yok bir halkın birliği nasıl olur?
Hakikati olmayan siyaset bir birlik olmaz, olamaz…
İsimsiz birlik, eşitlik üretmez.
İsimsiz birlik, güçlü olanın zayıfı eritmesidir.
Bu, tarihin en eski siyasetidir:
Önce adını sil, sonra varlığını tartış.
Demokratik Entegrasyon mu, Yumuşatılmış Asimilasyon mu?
“Demokratik entegrasyon” diyorsunuz…
Ama kimliği isimsiz bırakılmış bir halkı kime, neye ve niçin entegre ediyorsunuz?
Kürt halkı göçmen değildir.
Bu coğrafyada misafir hiç değildir.
Mülkün sahibidir.
Mülk sahibini “entegre etmek”,
onun kendisini eritmesini yok etmesini istemektir.
Bu, modern kavramlarla süslenmiş eski bir politikadır:
Adı asimilasyondur.
Retoriğin Ardındaki Sessizlik
Metin güçlü…
Kelimeler büyük…
Ama hakikat yok.
Çünkü isim yok.
Siyaset, şiir değildir.
Siyaset somutluk ister.
Biri halkın adı, biri coğrafyanın, ülkenin adı, biride statünün adı…
Bunlar yoksa,
geriye sadece söylemlerle süslü bir boşluk kalır.
Korku mu, Strateji mi?
Şu soruyu sormak zorundayız:
Kürdistan kelimesi neden yok?
Bu bir korku mu?
Yoksa bilinçli bir silme politikası mı?
Eğer korkuysa, bu dil bu halka asla yakışmaz.
Eğer stratejiyse, bu bin yıllık hafızaya karşı bir müdahaledir.
Hakikatin En Kısa Hali
Açık konuşalım:
Kürdistan demeden kurulan her cümle, yarım bir cümledir.
Kürt halkının eşitlik ve özgürlük mücadelesi demeden yapılan her siyaset, eksik bir hakikattir.
Ve kimliği isimsiz bırakılan bir halkın özgürlüğü değil,
ancak yeni bir biçimde inkârı üretilir.
Son Söz: Ateş Hakikat Olmadan Yanmaz
Newroz ateşi, ancak hakikatle yanar.
Hakikat ise şudur:
Adını açıkça koymadığınız hiçbir şey, bu halkın iradesi değildir.
Bu halkın umudu değildir.
Bu halkın geleceği değildir.
Çünkü hakikat, ancak adıyla vardır.
Bîji Newroz.
Bîji Kurd û Kürdistan.


