Ortak Yaşam Var, Model Yok: Öcalan’ın Kavramsal Açmazı
Maaruf Ataoğlu
Sn. Abdullah Öcalan’ın el yazısıyla kaleme aldığı metin, Kürt toplumunun tarihi ile modern siyasal yapıları tartışıyor. Metinde milliyetçilikten uzak durmanın önemi ve “ortak yaşam” fikri vurgulanıyor.
Ancak metnin içinde hem düşünsel hem de pratik siyaset açısından bazı eksiklik ve tutarsızlıklar bulunuyor.
Bu nedenle, metni hem olumlu hem sorunlu yönleriyle eleştirel bir şekilde değerlendirmek mümkündür.
1) Öcalan’ın kavramı: “Tarihsel toplum sosyolojisi”
Metnin temel kavramı “tarihsel toplum sosyolojisi”dir.
Ama bu kavram:
• Bilimsel olarak açıklanmamış,
• Kuramsal bir temele oturmamış,
• Daha çok sezgiyle ve yorumla ifade edilmiş görünmektedir.
Öcalan bu kavramı kullanarak:
• Ulus-devleti,
• Federasyonu,
• Özerkliği,
• Kültürel çözümü Kürtler adına reddediyor.
Oysa sosyoloji bilimi bir modeli reddederek değil, onu anlamaya ve açıklamaya çalışarak ilerler.
Bu yüzden burada kavram bilimsel değil, ideolojik bir işlev taşıyor.
2) Devlet modelleri reddediliyor, ama yerine ne konacağı söylenmiyor
Metinde Öcalan:
• Ulus-devleti reddediyor,
• Federasyonu reddediyor,
• Özerkliği reddediyor.
Fakat şu sorular cevapsız kalıyor:
• Peki Kürt halkının gelecekteki yapısı ne olacak?
• Çatışmasız bir ortak yaşam nasıl kurulacak?
• Bu yaşam hangi kurumsal yapılarla sağlanacak?
Metin bu soruların cevabını vermiyor ve sadece iyi niyetli bir çağrı ile yetiniyor.
Bu da düşünceleri “Bu olmaz, şu olmaz” şeklinde bırakıyor, ama “Bu olur” demiyor.
3) Ortak yaşam çağrısı güzel, fakat pratikte nasıl olacağı belirsiz
Öcalan metnin sonunda şöyle diyor: “Ortak yaşama inananlara selamlarımı iletirim.”
Ancak gerçekte ortak yaşam sadece bir dilekle kurulmaz.
Bunun için:
• Eşit vatandaşlık,
• Anayasal güvence,
• Hukuk devleti,
• Temsil ve adalet,
• Güvenlik mekanizmaları gereklidir.
Yani güzel bir çağrı var, ama bunun kurumsal karşılığı yok.
Bu yüzden metin teoride barışçıdır, ama pratiksiz bir iyimserlik izlenimi yaratır.
4) Milliyetçilik eleştirisi haklı, ama tek taraflı
Öcalan milliyetçiliği eleştiriyor. Bu doğrudur çünkü:
• Milliyetçilik toplumu daraltır,
• Çatışmayı artırır,
• Çoğulculuğu bastırır.
Fakat eleştiri tek taraflıdır:
• Devlet milliyetçiliği eleştiriliyor,
• Ama Kürt toplumunda görülen tepkisel milliyetçilik ele alınmıyor. Gerçek bir bilimsel eleştiri iki tarafı da değerlendirmelidir.
5) Tarihsel gerçeklik: Kürt toplumu modern siyasetten kopuk ele alınamaz
Öcalan “tarihsel toplum” kavramını öne çıkarıyor.
Ama modern siyasal modelleri reddetmek, sosyolojinin doğasına aykırıdır.
Modern toplumlar:
• Kurumsal yapılarla ayakta durur,
• Temsil ve güvenlikle işler.
Kürt toplumu da:
• Kimliğine bağlıdır,
• Talepleri vardır,
• Güvenlik ve temsil ister.
Eğer ulus-devlet bir çözüm değilse, o zaman alternatif modeller geliştirilmelidir.
Bu, sadece teoriyle değil, pratik kurumlarla yapılmalıdır.
6) Sonuç:
Eleştirel değerlendirme
Olumlu yönleri:
• Milliyetçilik eleştirisi değerlidir,
• Ortak yaşam hedefi barışçıdır,
• Toplumsal kutuplaşmayı azaltmayı amaçlar.
Sorunlu yönleri:
• Kavramlar net değildir,
• Modern siyasal araçlar reddedilmektedir,
• Somut çözüm modeli sunulmamaktadır,
• Sosyoloji gerçekliği kendince “ahlaki çağrı” düzeyine indirgenmektedir.
Özetle:
Öcalan, kendince ahlaki bir birlik fikri öneriyor, fakat bu birlik için gerekli kurumsal çözümü sunmuyor.
Bu yüzden metin sosyolojik değil, kendince ahlaki ve çözüm önermeyen temennici bir çağrı olarak kalmaktadır.


