PUK’ta İrade Krizi ve Tarihsel Sapma:
KOMELA Geleneği, Londra–Washington’da Yaşayan Öngörüsüz ve Görgüsüz Siyasetçilere Teslim Edilemez
Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK), Kürdistan siyasetinde sıradan bir örgütlenme değildir.
Bu yapı, KOMELA geleneğinin içinden doğmuş; bedel, mücadele ve düşünceyle yoğrulmuş bir siyasal aklın kurumsallaşmış hâlidir.
Bugün PUK üzerinden yürüyen tartışmaları yalnızca iki isim ya da güncel polemikler üzerinden okumak, meseleyi yüzeyselleştirmek olur.
Asıl mesele şudur:
PUK, kendi tarihsel çizgisinden sistematik biçimde uzaklaştırılmaktadır.
I. KOMELA Geleneği: Aşiretten Siyasete, Gelenekten Modernliğe
PUK’un kökleri, Kürdistan’da aşiretçi ve yerel güç ilişkilerine dayalı siyaseti aşmayı hedefleyen KOMELA çizgisine dayanır.
Bu çizgi:
Entelektüel üretimi esas alır
Şehirli ve örgütlü toplumsal yapıyı önemser
Siyasal mücadeleyi ideolojik bir zeminle buluşturur
Celal Talabani liderliğinde kurumsallaşan PUK, bu anlamda Kürdistan’da:
Modern siyasal örgütlenmenin
Diplomatik aklın
Kadro yetiştiren “mekteb-i siyasi”nin en güçlü örneklerinden biri olmuştur.
II. Yükseliş ve Kurumsallaşma: Bir “Siyasal Okul”un İnşası
1980’ler ve 1990’lar boyunca PUK:
Akademisyenleri, aydınları ve şehirli kadroları siyasete taşıdı
Silahlı mücadele ile diplomatik alanı birlikte yönetti
Bölgesel dengeleri okuyabilen, esnek ama ilkesel bir çizgi oluşturdu
PUK’un farkı şuydu:
Lider üreten değil, kadro yetiştiren, kolektif akla dayalı bir yapı olması.
Bu nedenle PUK, yalnızca bir parti değil;
bir siyasal okul, bir bilinç üretim merkeziydi adeta.
III. Talabani Sonrası: Kurumsal Boşluk ve Yön Kaybı
Celal Talabani sonrası dönem, PUK açısından bir lider kaybından öte, bir referans sisteminin çöküşü anlamına gelmiştir.
Bu süreçte:
Parti içi dengeler kişisel güç alanlarına dönüştü
Kurumsal mekanizmalar zayıfladı
Kolektif akıl yerini hizip rekabetine bıraktı
Bugün PUK içinde belirleyici olan çizgi:
Bafıl Talabani
Qubad Talabani
üzerinden şekillenmektedir.
Kim bu Talabaniler? Kürdistan özgürlük mücadelesinde hangi bedeli ödediler? Kürdistan’da siyasi ve sosyolojik yapıyı ne kadar kavrayabiliyorlar? Bunlar Mam çocukları olmanın dışında hangi bilgi ve becerilere sahiptirler?
Ancak PUK’ta mesele isimler değil; bu isimlerin temsil ettiği siyasal yönelimdir.
IV. Temel Sorun: Topraktan Kopuş ve Dış Bağımlılık Algısı
Bugün PUK’a yöneltilen en sert eleştirilerden biri şudur:
Karar alma süreçlerinin Kürdistan sahasından uzaklaştığı
Siyasal reflekslerin yerel gerçeklikten ziyade dış çevrelerle uyumlu hâle geldiği
Parti kadrolarının önemli bir kısmının toplumsal zeminden koptuğu
Bu eleştiriler basit polemikler değil; derin bir temsil krizinin göstergesidir.
PUK gibi bir yapı için en büyük tehlike şudur:
Halktan kopan ama dış bağlantılarla ayakta duran bir siyasal forma dönüşmek.
Bu yalnızca bir zayıflama değil;
tarihsel misyonun inkârıdır.
V. Parti Meclisinin Sessizliği: Kurumsal Çöküşün Göstergesi
PUK’un en önemli kurumu olan Parti Meclisi, tarihsel olarak:
İç denetimin
Siyasal tartışmanın
Kadro değerlendirmesinin merkeziydi
Bugün ise en kritik soru şudur:
PUK Parti Meclisi neden devre dışı kalmıştır?
Eğer bir parti:
Kendi içindeki krizleri tartışamıyorsa
Eleştirileri bastırıyor ya da görmezden geliyorsa
Hesap verebilirlik mekanizmalarını işletmiyorsa
Süleymaniye halkının bir diktatörlükle yönetilmesine göz yumuyorsa
orada sorun kişiler değil, kurumsal yapının çökmesidir.
VI. Gereken Adım: Açık Soruşturma ve Siyasi Netlik
Eğer PUK, kendi tarihine ve geleneğine sadık kalacaksa:
Parti içi tüm iddiaları şeffaf biçimde ele almalıdır
Gerekirse bağımsız soruşturma mekanizmaları işletilmelidir
Sorumluluğu olan herkes, statüsüne bakılmaksızın yargı önüne çıkarılarak hesap vermelidir
Bu bir iç tasfiye çağrısı değil;
siyasal ciddiyetin gereğidir.
VII. Sonuç: Ya Mekteb-i Siyasi Bu İkiliyi Görevden Alacak ya da Siyasal Dağılma Gerçekleşecek
PUK bugün tarihsel bir yol ayrımındadır.
Ya:
KOMELA geleneğine yeniden bağlanacak
Kurumsal aklı yeniden inşa edecek
Halkla bağını yeniden güçlendirecek
Ya da:
Dar ve diktatör kadroların etkisinde kalan
Dış referanslarla şekillenen
Toplum nezdinde sürekli meşruiyet kaybeden bir yapıya dönüşecektir
Bu nedenle çağrı açıktır:
PUK Parti Meclisi derhal toplanmalı,
partinin yönü, kadro yapısı ve siyasal hattı açık biçimde yeniden tanımlanmalıdır.
Çünkü mesele artık iki kişi değil;
bir geleneğin, bir tarihin ve bir halkın siyasal geleceğinin meselesidir.


