Rojava’dan “Çatışarak Geri Çekilme” Hikayesi ve Teslimiyet Gerçeği
Tarihin en ağır yüklerinden biri, yanlış liderliklerin bedelini Kürt halkının çocuklarına canıyla ödetmesidir.
Bugün Rojava’da yaşanan tam olarak da budur.
Aylar, hatta yıllar boyunca “direniş”, “kazanım”, “statü” söylemleriyle oyalanan Kürt halkına; nihayetinde alelacele, plansız ve örtük bir teslimiyetle bu gün dördüncü anlaşmanın imzalanması ile atılan imzalar ile teslimiyet reva görüldü. Üstelik bu teslimiyet, “çatışarak geri çekildik” ambalajına sarılarak Eşrefiye ve Şeyh Maqsud mahalleleri yıkılarak, Deyre Zorda, Tabqa’da ve Raqada yetmezmiş gibi Hasekede, Kobane’de öldürülen sivil Kürtlere aldırış etmeden, anlaşma üzerine anlaşma imzalayarak meşrulaştırılmaya çalıştılar.
Oysa gerçek çok daha çıplaktır.
İddia edildiği üzere Mazlum Abdi’ye yapılan muhtelif baskılar sonucunda adım adım gerileyen bu sürecin sonunda, Rojava’yı fiilen ve siyaseten bu gün Ahmed eş-Şara (Colani) çizgisine teslim ettiler.
Bu, bir askeri manevra değil; siyasi bir irade tercihi, daha doğrusu bir iradesizliktir.
“Bahçeli ’nin İstediği Barış” Kimin Barışı?
Bugün sahada uygulanan senaryo, Suriye Demokratik Güçleri adına değil;
Türkiye merkezli bir siyasal dizaynın, Suriye sahasına uyarlanmasından ibarettir.
Barış denilen şey;
• Kürt halkına sorulmadan,
• Rojava’nın statüsü tanımlanmadan,
• Kazanımlar anayasal ve uluslararası güvenceye alınmadan,
• Silahlı güçler dağıtılarak,
• Yönetim alanları teslim edilerek yapılıyorsa, bunun adı barış değil, tasfiyedir.
En Ağır Fatura: Kürt Çocuklarının Canı
Bu süreçte ölenler;
• Ne liderlerdi,
• Ne müzakere masasında oturanlardı,
• Ne de karar vericilerdi.
Ölenler Kürt çocuklarıydı.
Bir kısmı bombardımanda, bir kısmı açlıkta, bir kısmı göç yollarında.
Ve bugün aynı çocukların kanı üzerinden, “tarihi bir süreç”, “stratejik geri çekilme”, “zorunlu barış” edebiyatı yapılıyor.
Bu, sadece bir siyasi hatâ değil; ahlaki bir çöküştür.
Rojava Yalnızca Bir Toprak Parçası Değil, Bir Hafızaydı
Rojava, yalnızca bir coğrafya değildi.
Kürt halkı için;
• Onurun,
• Direnişin,
• Öz yönetim iradesinin,
• Bedel ödenmiş bir umudun adıydı.
Bu umudu, masa başında ve aceleyle teslim edenler şunu bilmelidir:
Halkın hafızasında teslimiyet, asla “taktik” olarak yazılmaz.
Son Söz
Bugün “çatışarak geri çekildik” diyenlere sorulması gereken soru şudur:
Madem geri çekilecektiniz, neden binlerce insanı ölüme sürüklediniz?
Madem barış olacaktı, neden Kürt halkına gerçeği söylemediniz?
Bu sorular cevapsız kaldıkça;
Rojava sadece düşmez,
Kürt siyasetinin inandırıcılığı da çöker.
Ve tarih, bu suskunluğu asla affetmez.


