Sayın Emmanuel Macron,
Sözleriniz diplomatik olabilir; ama sahadaki gerçeklik bu cümlelerin altını çoktan boşalttı.
Kürtler, DEAŞ’a karşı savaşta on binlerce evladını toprağa verdi.
Bu mücadele, Fransa’nın, Avrupa’nın ve tüm “koalisyon”un güvenliği içindi.
Bugün gelinen noktada ise, dün başına ödül konulmuş, DEAŞ’ın emir kadrosunda yer almış Ebu Muhammed el-Colani,
Türkiye’nin desteğiyle Kürtleri öldürüyor.
Ve siz buna “müzakere”, “entegrasyon” ve “istikrar” diyorsunuz. Kürtler göçmen değillerki entegre olsunlar. Ölürken yerliydiler. Yaşarken mi entegre olacaklar?
Bu artık ikiyüzlülük bile değil;
Bu, açık bir ahlaki iflastır.
“Birleşik ve istikrarlı Suriye” diyorsunuz.
Peki soralım:
DEAŞ’la savaşanlar mı Suriye’nin düşmanı,
Yoksa dün DEAŞ bayrağı altında kafa kesenler mi?
SDG’nin “Suriye saflarına entegre edilmesi” çağrısı,
Kürtlerin iradesini yok sayan,
Onları silahsızlandırıp hedef hâline getiren,
Zaman kazanma ve tasfiye planından başka bir şey değildir.
Daha dün, Afrin’de, Serêkaniyê’de, Girê Spî’de yaşananlar hâlâ ortadayken;
Kürtlerin “haklarını “güya” tanıyan bir kararname”yi ilerleme diye sunmak,
Aklımızla alay etmektir.
Şunu açıkça söyleyelim:
Kürtler, devletlerin geçici vicdan açıklamalarına değil,
Somut güvenceye, açık tavra ve net iradeye bakar. İsrail’de Kürtlere iki yüzlü davrandı. Hermon ve Golan tepelerini alarak Kürtleri kafa kesenlerin hamisi olan Türkiye’ye hedef olarak gösterdi.
Koalisyon güçleri bugün şunu ispatlamıştır:
DEAŞ’a karşı Kürtlerle omuz omuza durmak işin kolay kısmıydı.
Zor olan, Kürtlerin kazandığı mevzileri savunmaktı.
Bunu yapmadınız.
Ve bugün, bu tutumunuzu Kürtlerin katledilmesine “denge”, “müzakere” ve “bütünlük” diyerek göz yumuyorsunuz. Bu ahlaksızlıktır.
Bu mesaj, Suriye halkının dostluğunu değil;
Büyük güçlerin çıkar ahlakını yansıtmaktadır.
Tarih şunu not edecektir:
Kürtler sözlerini tuttu.
Ama “müttefikler”, her zamanki gibi, ilk rüzgârda saf değiştirdi. Kürt Halkını masa başında sattı.
Bu da bir kez daha gösterdi ki;
Kürtlerin en büyük yanlışı,
Kendi kanıyla yazdığı tarihi,
Başkentlerde yazılan bildirilerle güvence altına alabileceğini sanmalarıdır.
Maaruf Ataoğlu
Ocak 2026


