Sayın Mithat Sancar’a Açık Cevap
Söyledikleriniz, ne yazık ki Kürt halkının yüz yıldır yaşadığı trajediyi açıklamak yerine, onu yeniden kavramsal sisle örtme çabasından başka hiç bir kıymeti yoktur.
“Diyalog”, “müzakere”, “uzlaşma” gibi kelimeleri tekrarlamak, bu kelimelerin hangi güç dengesi, hangi irade kaybı ve hangi tarihsel zorunluluk altında telaffuz edildiğini asla gizlemez.
DSG ile Şam yönetimi arasında varılan metni, çatışmadan müzakereye geçiş olarak sunmak; sahada yaşanan kuşatma, tehdit ve dayatma gerçeğini perdelemekten başka hiç bir anlam taşımamaktadır.
Daha da vahimi, bu süreci yeniden Abdullah Öcalan merkezli bir “çözüm anlatısı”na bağlama ısrarınız göreviniz icabıdır.
Kürt halkının kaderi, bir kez daha tek bir figürün “rolüne”, “çabasına” ve “çözüm gücüne” indirgenmektedir.
Sayın Sancar,
Kürt sorununun temel açmazı tam da burada başlıyor.
Kürtler, yüz yıldır lider kutsallaştırması, temsilsiz kararlar ve halktan kopuk pazarlıklar yüzünden kaybediyor.
Bugün Rojava’da yaşananlar bir “uzlaşma başarısı” değil; askeri, siyasi ve diplomatik kuşatma altında alınmış ve tasfiye içeren zorunlu bir geri çekiliştir.
“Kim kazandı, kim kaybetti” sorusunun yanlış olduğunu söylüyorsunuz.
Hayır.
Bu soru yanlış değildir; tam tersine bu güne kadar sorulamadığı için Kürtler sürekli kaybetmektedir.
Çünkü:
• Statü yoksa,
• Uluslararası garanti yoksa,
• Halkın açık onayı yoksa,
• Kürtlerin öz savunma ve öz yönetim iradesi tanınmıyorsa;
orada müzakere değil, teslimiyetin bir makyajı vardır.
“Siperden masaya geçiş” diyorsunuz.
Ancak masada Kürt halkının öznesi yoksa, o masa Rojava halkının haklarını gaspetmek için başkalarının kurduğu ve sizleride görevlendirdiği bir denge masasıysa Kürtlerin bu masada bir kazanç elde etmesi mümkün değildir.
Kürt halkı artık şunu çok net sormaktadır:
Ne zaman liderlere değil, halka dayalı bir siyaset kurulacak?
Ne zaman Kürtlerin geleceği, İmralı merkezli siz görevlilerin, teorileriyle değil, açık, çoğulcu ve hesap verebilir bir ulusal iradeye belirlenirse o zaman masa anlamlı olur.
Bu halk, sürekli savaştırılır “en azından savaş durdu” eşiğine mahkûm edilemezse o zaman özgürleşir.
Bu halka, her seferinde daha azına razı olmayı barış diye söylemlerinizi yutmak zorunda değildir.
Tarih şunu açıkça gösterdi:
Kürtlerin sorunu diyalog eksikliği değil,
eşitlikten, statüden ve kolektif iradeden yoksun olan diyaloglardır.
Bunu görmeden yapılan her açıklama, iyi niyetli olsa bile,
Kürt halkına zarar veren yenilginin teorisini üretmekten öteye geçmez.


