Sayın Özgür Özel’e Açık Cevap
Sayın Özel,
Kullandığınız “Stockholm sendromu”, “cellâda aşk”, “dün kurtulduğunuz cellat” gibi ifadeler; bir halkın siyasi tercihlerini psikiyatrik bir hastalıkla açıklamaya çalışan, iradesini küçümseyen ve tarihsel acılarını hafife alan bir yaklaşımı yansıtıyor. Bu yaklaşımınızı halkımızın bir ferdi olarak kınıyorum.
Bu sözler, Türkiye’nin demokratikleşmesi için samimi bir dil arayışından çok, eski CHP devlet reflekslerinin yeniden üretildiğini gösteriyor.
Şunu bilmenizi isterim:
Kürt halkı ne celladını sever ne de celladını unutur. Tıpkı cellatları olan birinci CHP genel başkanlarını ve İttihat–Terakki’yi unutmadıkları gibi.
Ama aynı zamanda kendi kaderini, kendi siyasal bilincini ve kendi hafızasını bir liderin pedagojik azarlarına da teslim etmezler.
Tıpkı Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığında ve sizin grup başkan vekilliğiniz döneminde kaldırılan dokunulmazlıklarla Demirtaş ve arkadaşlarının siyasi rehine hâline getirilmesini unutmadıkları gibi.
Kürtlerin oyunu alarak üç defa İstanbul’u fethettiğinizde, Kürtler Stockholm sendromu yaşıyor demiyordunuz. Bu açıklamanız ölçüsüz, saygısız ve Kürt halkının yüzlerce yıllık siyasi mücadele birikimine haksızlıktır.
Bu halk, kime neden oy verdiğini sizden daha iyi bilir; Cumhuriyet tarihinde yüz yıllık siyasi bedeli sizden çok daha fazla ödemiştir.
Sizin sözlerinizdeki asıl sorun, iktidarın diliyle muhalefet üretmeye çalışmanızdır.
Geçmişte Sayın Kılıçdaroğlu’nun da aynı hataya düştüğünü hatırlatmanız yerinde; fakat hatayı hatırlatmak, aynı hatayı tekrarlamayı meşrulaştırmaz.
Aksine, size daha fazla sorumluluk yükler.
Sayın Özel,
Kürtler ne Stockholm sendromuna kapılır ne de celladına âşık olacak kadar unutkan bir hafızaya sahiptir.
Onlar sadece kendi iradelerini korurlar ve koşulların olgunlaşmasını sabırla beklerler.
Sizin göreviniz de bu iradeye psikolojik etiketler yapıştırmak değil, o halkın iradesine saygı duymaktır.
Unutmayın:
Halkı küçümseyen dil, hem kendisini hem de siyaseti küçültür.
Ve hiçbir lider, halkının onurunu yaralayarak siyasette tarihsel bir yer edinemez.
Saygılarımla


