ROJAVA VE ŞENGAL’İN KARŞILIĞI BİR SELAM MIDIR?
Meclis resepsiyonunda bir selam veriliyor. Gülümsemeler arasında ziyaretler soruluyor, “Selamımı söyleyin” deniliyor, “Baş üstüne” cevabı geliyor.
Aktarılan bu diyalog, siyasette değişen bir dilin işareti olabilir. İnsanların konuşmasına, birbirlerine selam vermesine, düşmanlıkların azalmasına elbette karşı çıkmayız. Halkımızın bir tek evladının daha hayatını kaybetmemesi için atılacak her samimi adımı önemseriz.
Fakat o birkaç cümlenin ardından Kürd halkının yıllardır cevap bekleyen soruları hâlâ yerinde duruyor:
Rojava Şam’a teslim edildi. Rojava’nın geleceği ne olacak? Kürdistan toprağı olan Şengal, Bağdat’a teslim edildi. Êzidî halkımızın güvenliği, kendi yurdunda özgürce yaşama hakkı ve geleceği nasıl korunacak? Bakur’da dilimiz, kimliğimiz ve siyasi irademiz hangi hukuki güvencelere kavuşacak?
Bütün bu beklentiler karşılanmayı beklerken ve elde edilmiş kazanımlar birer birer verilirken bir selamın sıcaklığı, bir halkın geleceğine ilişkin belirsizliği ortadan kaldırmaz.
Başlıktaki sorumuzun amacı, bu kısa konuşmadan gizli bir anlaşmanın kanıtını çıkarmak değildir. Bu diyalog, Rojava ve Şengal hakkında bir pazarlık yapıldığının belirgin bir göstergesidir. Halkımızın geleceğini ilgilendiren bu görüşmelerin içeriği açıklanmadığında, selamlar görünür olurken haklar belirsiz kaldığında, süreci yönetenlere ve siyasi temsilcilere soru sormak hepimizin hakkıdır.
Rojava bizim için haritada yalnızca işaretlenmiş bir bölgeden ibaret değildir. Orası, Selahaddin Eyyubi’den bugüne Kürd halkının ülkesidir; insanlarımızın hayatıdır, evlatlarını toprağa verdikleri mezarlığıdır, ailelerin hafızasıdır, kendi dilinde ve kendi iradesiyle yaşamak isteyen bir toplumun ülkesi ve geleceğidir.
Şengal de diplomatik hesaplarda yeri değiştirilerek Bağdat’a teslim edilecek bir dosya değildir. Êzidî halkının yurdudur, inancıdır, ocağıdır. Orada yaşayan insanların güvenliğini ve iradesini hesaba katmayan hiçbir yaklaşım, Kürd halkına “Bu bir çözümdür” diye sunulamaz.
Bir halkın yurdu, herhangi bir liderin kabul görmesinin veya herhangi bir siyasi çevrenin rahatlamasının karşılığı olamaz.
Sayın Buldan ve Sayın Sancar,
Bir selamı “Baş üstüne” diyerek iletmek kolaydır. Asıl sorumluluk, halkımızın taleplerini de aynı açıklık ve kararlılıkla muhataplarınızın önüne koymaktır.
Size iletilen selam kadar, sizin hangi talepleri ilettiğinizi de bilmek istiyoruz. Rojava’nın siyasi geleceği için ne istiyorsunuz? Şengal halkının güvenliği ve iradesi için hangi güvenceleri savunuyorsunuz? Bakur’da Kürdlerin ana diliyle eğitim hakkı, anayasal vatandaşlık tanımı, kolektif haklarının yanı sıra seçilmiş temsilcilerine saygı gösterilmesi konusunda hangi somut adımların takipçisisiniz?
Bu soruların cevabı sürekli “Süreç devam ediyor” olamaz. Halktan sabır isteyen siyaset, halka hesap da vermelidir.
Biz Kürdler, bin yıllardır yaşadığımız topraklarda geleceğimizi sürekli başkalarının uygun göreceği sınırlar içinde beklemeye mahkûm değiliz. Kendi yurdumuzda entegre edilen misafirler hiç değiliz. Dilimiz bir lütuf, kimliğimiz bir hoşgörü meselesi, siyasi irademiz de ertelenebilecek bir ayrıntı değildir.
Silahların susmasını istiyoruz. Annelerin ağlamamasını istiyoruz. Gençlerimizin yaşamasını, üretmesini ve kendi yurdunda bir gelecek kurmasını istiyoruz. Bunun için barışın halkın haklarına, özgürlüğüne ve güvenliğine dayanmasını ısrarla talep ediyoruz.
Bizler hiçbir liderin müridi değiliz. Hiçbir devletin tebessümüne halkımızın geleceğini emanet edemeyiz. Bizler Kürdüz, Kürdistanlıyız. Siyaseti değerlendirirken ölçümüz, halkımızın hayatının ve haklarının ne kadar korunduğudur.
Selamı iletin.
Ama beraberinde Rojava’nın geleceğini, Şengal’in güvenliğini ve Kürd halkının haklarını da konuşun. Sonra dönüp halka, hangi talebinize ne cevap verildiğini açıklayın.
Çünkü Kürd halkı, kendisi adına yürütülen siyasetin seyircisi değildir. Kendi geleceğine ilişkin sözün ve kararın sahibidir.
Ve sorumuz hâlâ karşınızdadır:
Rojava ve Şengal’in karşılığı bir selam mıdır; yoksa bu halkın geleceği için açıklayacağınız somut haklar ve güvenceler var mıdır?
https://www.facebook.com/cookie/consent
Maaruf Ataoğlu
03 Ekim 2026


