ORHAN MİROĞLU’NA YÖNELİK TEHDİT, HEPİMİZE YÖNELİKTİR…
Orhan Miroğlu’nun siyasi tercihleri ve değerlendirmeleri üzerine bizler farklı düşünebiliriz. Fakat bir insanın Kürd kimliği üzerinden tehdit edilmesi karşısında dayanışmanın şartı, illa onunla aynı siyasi çizgide bulunmak değildir.
Bu nedenle Orhan Miroğlu’nun tehditlere karşı gösterdiği yürekli duruşu açıkça destekliyorum.
Paylaşılan haberdeki “Türklüğe entegre olmamış” Kürdlerin “bedel ödeyeceği” tehdidinde, üzerinde durmamız, teşhir etmemiz ve karşı durmamız gereken bir zihniyet var: Kürdün kendi kimliğiyle var olmasını hâlâ cezalandırılması gereken bir itaatsizlik sayan bir İttihatçı anlayış…
Soruyorum:
Bir Kürdün eşit yurttaş kabul edilmesi için Kürdlüğünden vazgeçmesi mi gerekiyor? Kendi diliyle, tarihiyle, millî kimliğiyle yaşamak istemesi neden bir tehdit gibi sunuluyor?
İnsanların hangi kimlikle yaşayacağına hükmetme yetkisini kim, nereden alıyor?
Kürdler bu toprakların sahibidir, kimliklerini korumak için kimseden izin almak zorunda değildir. Hakları da herhangi bir siyasi iktidara yakınlıklarıyla, bir lidere bağlılıklarıyla veya kendilerine biçilen kimliği kabul etmeleriyle ölçülemez.
Hukuk, her türlü milliyetçiliğin ve ırkçılığın üzerindedir. Cumhuriyeti, vatanı ve hukuku savunduğunu söyleyen herkesin bu ilkenin gereğini yerine getirmesi gerekir. Bunun ilk sınavlarından biri de kimliği nedeniyle tehdit edilen insanın hakkını tereddütsüz savunabilmektir.
Ümit Kocasakal’ın açıklamalarına itiraz etmek, Orhan Miroğlu’nun siyasi ifade hakkıdır. O açıklamalar, hukuktan uzak ırkçılık kokan vede eleştirilmesi gereken bir açıklamadır. Hiçbir makam ve hiçbir unvan, sahibine eleştiriden muafiyet olma hakkı sağlamaz. Sosyal medyada yöneltilen tehditlerin sorumluluğu ise elbette bunları yazanlara aittir; bu sorumluluğun Cumhuriyet Savcıları tarafından hukuki açıdan araştırılması gerekir.
Burada devletin görevi açıktır:
Tehdidi ciddiye almak, sorumlularını tespit etmek ve vatandaşının can ve mal güvenliğini korumaktır. Kimliği üzerinden hedef gösterilen bir insanı yalnız bırakmak, tehdit edenlerin cesaretini dahada büyütür.
Biz Kürdler de birbirimizin siyasi adresini sorgulayarak dayanışmayı erteleyemeyiz. Bugün Orhan Miroğlu’na yöneltilen sözlerde hedef alınan Kürdlükse, mesele sadece Miroğlunun meselesi değil hepimizin meselesidir. Siyasi tartışmalarımızı sürdürürüz; fakat kimliğimize yönelen tehdidin karşısında ortak bir söz söylemeyi ve tehdit edilenin yanında durmayı da bilmeliyiz.
Sevgili Orhan Miroğlu, bu tehdide karşı şahsen sizin yanınızdayım. Kürd kimliğinizi savunmanızın, sözünüzü söylemenizin ve tehdit karşısında geri çekilmemenizi selamlayarak yanınızda olduğumu belirtmek istiyorum.
Bu ülkede barışın yolu, halkların birbirine boyun eğmesinden veya erdirilmesinden geçmez. Eşitlikten, özgürlükten ve herkes için işleyen hukuktan ve hukukun üstünlüğüden geçer.
Maaruf Ataoğlu

