Tarihi Mücadeleyi Korumak İçin Kürdistan’da Ayrışma Değil Ortak Akıl Zamanı
Barzani–Talabani Rekabetinden Kerkük ve Baba Gurgur Pazarlığına Uzanan İkinci Yapısal Kriz
Kader Değil, Tekrarlanan Siyasal Tercihler
Ortadoğu’da bazı trajediler vardır ki dışarıdan bakıldığında kader gibi görünür. Ancak derinlemesine incelendiğinde bunun kader değil; ısrarla sürdürülen öngörüsüz siyasal tercihlerin bir zinciri olduğu anlaşılır.
Güney Kürdistan’da (Başûr’da) yaşananlar da tam olarak budur.
Yaklaşık yarım yüzyılı aşkın süredir Kürd siyasal alanı, iki ana damarın — Barzani geleneği (KDP) ve Talabani geleneği (YNK) — etrafında şekillenmiştir.
Başlangıçta bu iki çizgi, bir ulusal mücadelenin çok ciddi taşıyıcı kolonlarıydı.
Bugün ise aynı yapılar, sürekli Kürdistan’ın siyasal ufkunu daraltan iki merkezli bir hegemonya düzenine dönüşmüş durumdadır.
I. Tarihsel Arka Plan: Ayrışmanın Kökleri (1960–1980)
1960’lardan itibaren Irak’taki Kürd hareketi, büyük ölçüde
Molla Mustafa Barzani liderliğinde şekillendi.
Bu dönem:
• Aşiret temelli liderlik ile
• Milli ulusal hareket dinamiklerinin iç içe geçtiği bir geçiş evresiydi.
1970’lerin ortasından itibaren ise,
Celal Talabani önderliğinde yeni bir siyasal hat ortaya çıktı.
Bu hat:
• Daha şehirli
• Daha ideolojik
• Daha entelektüel bir karakter taşıyordu
Başlangıçta bu farklılıklar Kürd halkı lehine bir çoğulculuk potansiyeli barındırıyordu.
Ancak zamanla bu potansiyel, karşılıklı güvensizlik ve rekabet üzerinden kurumsal ayrışmaya dönüştü.
II. İç Savaş: Kardeş Kanının Siyasal Kırılması (1990–1998)
1994–1998 arasında yaşanan KDP–YNK çatışması, Kürd siyasal tarihinde yalnızca bir iç savaş değil; aynı zamanda Kürdistan halkının kolektif hafızasında (Bırakuji) olarak hâlen izlerini sürdüren derin bir kırılmadır.
Bu dönemde:
• Aynı köyün çocukları farklı cephelerde öldü
• Aileler bölündü
• Toplumsal güven duygusu parçalandı
Bu savaşın ardından ortaya çıkan tablo:
Fiilen ikiye bölünmüş bir Kürdistan
• Erbil–Duhok hattı → KDP etkisi
• Süleymaniye hattı → YNK etkisi
Bu bölünme:
• Sadece coğrafi değil
• Aynı zamanda ekonomik, idari ve zihinsel bir ayrışmaydı
Artık mesele yalnızca siyaset değil; kendi dar mantıklı iktidarlarının paylaşımı hâline gelmişti.
III. Kaçırılan Fırsat: Kurumsallaşma Yerine Aileleşme (2000–2017)
2003 sonrası Irak’ın yeniden yapılandırılması süreci, Kürdler için tarihsel bir fırsat sundu.
Ancak bu fırsat:
• Bu iki yapı tarafından demokratik kurumsallaşmaya değil
• Parti ve aile merkezli bir yönetim modeline evrildi
Bu modelin temel özellikleri:
1. Siyasi partilerin aile yapılarıyla bütünleşmesi
2. Devlet kurumlarının parti organlarına dönüşmesi
3. Ekonomik kaynakların (özellikle petrol) belirli güç merkezlerinde toplanması
Sonuç olarak ortaya çıkan yapı:
Ne tam anlamıyla bir devlet
Ne de klasik bir siyasi sistem
Aksine:
Yarı-devlet, yarı-aile karakteri taşıyan, güncel çıkarlara göre yön değiştiren hibrit bir yapı.
Bu noktadan sonra rekabet:
• İdeolojik olmaktan çıktı
• Ekonomik ve jeopolitik bir mücadeleye dönüştü
Petrol, sınır kapıları, ticaret yolları ve uluslararası ilişkiler…
Bu yapılar artık:
Halk adına değil,
Güç dengeleri adına paylaşılmaktadır.
IV. Kerkük ve Baba Gurgur: Kürdistan’da Bir Sembolün Ötesinde Bir Varoluş Meselesi
Kerkük, sıradan bir şehir değildir.
• Ekonomik olarak → petrolün merkezi
• Demografik olarak → çok katmanlı bir yapı
• Siyasal olarak → bölgesel güç dengelerinin düğüm noktasıdır
Özellikle Baba Gurgur:
Sadece bir petrol sahası değil,
Kürdistan’ın ekonomik kalbi ve tarihsel sembolüdür.
Bu nedenle Kerkük üzerindeki kontrol:
Bir tercih değil,
Bir varlık-yokluk meselesidir.
V. Güncel Kırılma: Pazarlık Siyaseti ve Yönetim Devri (2020–Günümüz)
Son dönemde yaşanan gelişmeler, bu tarihsel çizginin devamı niteliğindedir.
Nizar Amedi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi ile eş zamanlı olarak,
Bafıl Talabani etkisiyle Kerkük’te:
• Valilik
• İlçe yönetimleri gibi kritik idari alanların Arap ve Türkmen bloklarına bırakılması, şu gerçeği ortaya koymaktadır:
Bu gelişmeler tesadüf değil, karşılıklı siyasal tavizler içeren bir pazarlık sürecidir.
Bu bağlamda mesele:
• Basit bir diplomatik manevra değil
• Yapısal krizin güncel tezahürüdür
“Kirli alışveriş” ifadesi burada yalnızca bir eleştiri değil;
Ortadoğu siyasetinin işleyişine dair etik değerlerden analitik bir tanımdır.
VI. Yapısal Kriz: Sorun Aktörlerde Değil, Sistemdedir
Bugün Güney Kürdistan’da yaşanan temel sorun:
Bireysel liderlik hataları değil, yapısal bir siyasal krizdir.
Bu krizin ana bileşenleri:
1. İkili hegemonya (KDP–YNK)
2. Aileleşmiş siyasal yapı
3. Kurumsallaşma eksikliği
4. Dış aktörlere bağımlı pazarlık siyaseti
5. Stratejiden yoksun bir siyaset anlayışı
Bu sistem içinde:
• Kararlar halkın çıkarına göre değil
• Elitler arası güç dengelerine göre alınmaktadır
VII. Sonuç: Paylaşılamayan İktidar, Kaybedilen Kürdistan
Bugün ortaya çıkan temel çelişki şudur:
• Siyasetçiler iktidarı paylaşamıyor
• Ama halk yoksulluğu, güvensizliği ve belirsizliği paylaşmak zorunda kalıyor
Bu durumun sonuçları:
• Toplumsal güvensizlik
• Genç nüfusun göçü
• Ulusal bilincin aşınması
Ve en kritik gerçek:
Bu bir kader değildir.
Bu, ısrarla sürdürülen yanlış siyasal tercihlerin sonucudur.
Son Söz
Barzani–Talabani hattı bir dönem Kürdistan için kazanımdı.
Ama bugün:
Kürdistan’ın önündeki en büyük yapısal tıkanmaya dönüşmüştür.
Eğer:
• Siyaset ailelerden bağımsızlaşmazsa
• Kurumlar gerçek anlamda inşa edilmezse
• Halkın iradesi liderlerin iradesinin önüne geçmezse
Bugün Baba Gurgur gider,
yarın Süleymaniye ve Erbil gider.
Ve en tehlikelisi:
Bir halk, geleceğini parça parça kaybeder.
Ve çoğu zaman bu fark edildiğinde geri dönüşü artık çok geç olur.


