Tek Sesli Siyaset, Çok Sesli Gerçeği Bastıramaz
Bu açıklama, yüzeyde “bilgilendirme” ve “düzeltme” amacı taşıyor gibi görünse de, özünde daha derin bir sorunu yeniden görünür kılmaktadır. Bilginin tek elde toplanması ve siyasetin şeffaflıktan uzaklaştırılması.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Hiç kimse, Abdullah Öcalan adına sahte ya da çarpıtılmış metinlerin dolaşıma sokulmasını savunamaz elbette. Bu, hem etik dışıdır hem de toplumsal aklı bulandırır.
Ancak asıl mesele burada başlamaktadır:
Bir yandan “çarpıtma” uyarısı yapılırken, diğer yandan doğru bilgiye erişimin yalnızca sınırlı ve görevli bir heyetin tekeline bırakılması, Kürd halkın adına demokratik siyaset yaptığını söylemek de ciddi bir çelişkidir. Çünkü bilgi kapalı kapılar ardında tutuldukça, söylentiler büyür; bu söylentiyi büyütenler kendi heyeti ve adamlarıdır. Söylenti büyüdükçe de Öcalana ve heyetine güvensizlik derinleşir.
Sorulması gereken temel soru şudur:
Eğer ortada bir “çarpıtma” varsa, bunun en güçlü panzehiri neden daha fazla açıklık, daha fazla şeffaflık ve daha doğrudan iletişim değildir?
“İtibar etmeyin” çağrısı, tek başına yeterli değildir.
Kürd halkı artık yalnızca uyarı değil, ikna edici, açık ve denetlenebilir bilgi talep etmektedir.
Aksi hâlde bu tür açıklamalar, istemeden de olsa şu algıyı güçlendirmektedir:
“Doğruyu yalnızca biz biliriz, geri kalan herkes yanılır.”
Oysa siyaset, özellikle Kürd meselesi gibi tarihsel ve hassas bir konuda, bu kadar dar bir çerçeveye sıkıştırılamaz.
Bugün gelinen noktada ihtiyaç duyulan şey;
Kişilere bağlı bir siyaset dili değil,
Kurumsallaşmış, hesap verebilir ve çoğulcu bir iletişim anlayışıdır.
Aksi takdirde, her “düzeltme” açıklaması, paradoksal biçimde yeni soru işaretleri üretmeye devam edecektir.
Sonuç olarak:
Bu açıklama, niyet olarak bir uyarı içerse de; yöntem olarak şeffaflıktan uzak, tek merkezli ve güven üretmekten ziyade kontrol etmeye odaklı bir yaklaşımın izlerini taşımaktadır.
Ve açık konuşmak gerekirse:
Kürd toplumunun bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey,
“neye inanmaması gerektiğini söyleyen tekçi bir zihniyetin açıklamaları” değil,
“neyin doğru olduğunu açıkça ortaya koyan, denetlenebilir ve çoğulcu bir siyasal aklın Kürdistani duruşudur.”


