Trump: “Savaş Büyük Ölçüde Bitti” Diyor…
Peki Gerçekten Biten Nedir?
Dünya siyaseti bazen insanın aklıyla alay eden bir tiyatro sahnesine benziyor.
Sahne değişiyor, aktörler değişiyor, sloganlar değişiyor ama perde arkasındaki akıl pek değişmiyor.
Bugün Donald Trump çıkıp “Savaş büyük ölçüde bitti” diyor.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
Hangi savaş bitti?
Ve kimin için bitti?
Çünkü Ortadoğu’da biten savaş yok; sadece sahibinin değiştirdiği savaşlar vardır.
Bir yerde savaş biter gibi görünür, başka bir yerde aynı savaş yeni bir isimle yeniden başlar.
Sadece aktörler değişir; figüranlar, yani halklar aynı kalır.
Şimdi daha temel bir soruya gelelim:
Bu savaşın kazananı kimdir?
Eğer savaş gerçekten bittiyse
– yıkılan şehirler kazanmadı,
– göç yollarında kaybolan milyonlar kazanmadı,
– mezarlıkları büyüyen halklar kazanmadı.
Yaşlı bir Molla gitti,
genç bir Molla geldi.
Kazananlar her zamanki gibi aynıdır:
Silah sanayisi,
jeopolitik mühendisler
ve Ortadoğu’yu bir satranç tahtası gibi kullanan büyük güçler.
Ama işin asıl ironik ve trajikomik tarafı başka bir yerde duruyor.
Trump kendisini “savaşları bitirmeye gelen lider” olarak sunuyor.
Fakat aynı Amerika, yıllarca başına milyonlarca dolar ödül koyduğu bir kişiyi bir gün terörist, ertesi gün devlet başkanı olarak karşımıza çıkarabiliyor.
Dün “terörist” dediğine bugün “sayın cumhurbaşkanı” diyebilen bir sistemin ahlaki pusulası nerededir?
Bu sorunun cevabı basittir:
Ortadoğu siyasetinde ahlak yoktur; sadece çıkar vardır.
Bir gün “terörist” ilan edilen kişi,
ertesi gün jeopolitik denklemde işe yarıyorsa lider yapılabilir.
Bir gün “özgürlük savaşçısı” diye övülen yapı, ertesi gün çıkar dengesi değiştiğinde terör örgütü veya hain ilan edilebilir.
Yıllarca “terörist” diye ip sallayanlar, bir bakıyorsun ki “kurucu önder” diyebiliyor.
Yani mesele isimler değil, kullanışlılık meselesidir.
Bu yüzden Ortadoğu’da halkların kaderi çoğu zaman şu cümleye sıkışır:
“Kim kiminle savaşacak ve kim kimin adına yönetilecek?”
Trump’ın “savaş bitti” sözü bu yüzden bir barış müjdesi değil,
çoğu zaman yeni bir düzenlemenin ilanıdır.
Savaş bitti denildiğinde genellikle şu olur:
Silahlar susturulmaz,
sadece yönü değiştirilir.
Cephe kapanmaz,
yeni bir cephe açılır.
Ortadoğu’nun trajedisi tam da burada yatıyor.
Bu coğrafyada halklar savaş istemez,
ama savaşların senaryosu çoğu zaman başka masalarda yazılır.
Ve o masalarda;
ne Kürtlerin,
ne Arapların,
ne Farsların,
ne de bölgenin diğer halklarının gerçek iradesi vardır.
Her şey, iktidarı ve gücü eline geçiren hükümdarların insafına kalır.
Trump bugün “savaş bitti” diyebilir.
Ama Ortadoğu’yu biraz tanıyan herkes bilir ki:
Bu coğrafyada savaşlar bitmez.
Sadece isimleri değişir.


