Xal Hus
Hüseyin Turhallı’nın Facebook’taki yazısına verdiğim cevaptır.
Xal Hus;
Metniniz, bir “haklı çıkma” anlatısından çok daha fazlasıdır. Aslında yaptığınız şey, tarihi kişilere değil, tarihi yasalarına dayandıran bir muhasebe.
Tarihin Akışı Kişilerle Değil, Yasalarla Belirlenir
Yazınızın omurgasında çok net bir tez var:
Dünya metafizik bir sahne değil, maddi ilişkilerle işleyen bir sistemdir.
Bu nedenle ne kurtuluş ne de yıkım, kutsanmış liderlerin iradesine tek başına bırakılabilir bir gerçeklik değil.
“Küresel güvenlik yerelden sağlanır” cümleniz, bir politik slogan değil;
emperyal sistemin ve işleyiş mantığının yalın bir ifadesidir.
Bunu 26 yıl önce söylemiş olmanızda sizi kâhin yapmaz;
aksine, sistem okumasını doğru yapmış bir analist yapar.
Çünkü küresel sistem:
• Ulusların duygularıyla değil
• Halkların fedakârlıklarıyla değil
• İnançlarla, imanla, adanmışlıkla hiç değil
Pazar, güvenlik ve istikrar dengesiyle çalışır.
Önderlik Meselesi: Kutsama ile Sorgulama Arasındaki ince bir Uçurum
1993’te Abdullah Öcalan ile yaşadığınız diyalog, Kürt siyasal tarihinin belki de en kritik kırılma noktalarından birini gösteriyor.
Sizin itirazınız, kişisel değil; epistemolojik bir itirazdır.
Bir liderin:
• Her konuşmada onlarca “kesin tespit” yapması
• Bunları bilimsel süreçten geçirmeden “tarihsel hakikat” gibi sunması
kaçınılmaz olarak metafizik siyasete yol açar.
Bugün yaşanan sarsıntı tam da budur:
Gerçekleşmeyen binlerce önerme, sadece bir siyasi çizgiyi değil,
o çizgiye iman eden zihinleri de çökertecek bir ağırlık yaratmıştır.
Bu nedenle yaşanan kriz, bir “politik yenilgi” değil;
körü körüne bir inançla kurulan siyasetin çöküşüdür.
ABD Metni ve Tarihsel Gerçeklik
Lindsey Graham ve Richard Blumenthal tarafından Kongre’ye sunulan
“Kürtleri Koruma Yasası”ndaki şu ifade çok kritik önemdedir:
“SDG ve Kürtlerin korunması, ABD’nin güvenliğinin korunmasıdır.”
Bu cümle, romantik değil; çıplak bir jeopolitik tanımdır.
ABD:
• Bir halkı sevdiği için değil
• Bir lidere saygı duyduğu için değil
Küresel güvenliğini yerel aktörler üzerinden tahkim etmek için böyle bir metin hazırlar.
Bu, sizin yıllardır söylediğiniz şeyin resmî dile dökülmüş hâlidir.
Kürt Meselesinin: Artık Ağıttan Konuma Geçişidir.
Yazınızın en sert ama en gerçekçi bölümü şudur:
Kürtlerin sorunu artık yalnızca “haklılık” sorunu değildir.
Sorun, konum bilinci sorunudur.
Kürtler:
• Hangi coğrafyada durduklarını
• Ne tür bir gücü temsil ettiklerini
• Küresel sistemde hangi boşluğu doldurduklarını bilinç düzeyine çıkarabildikleri anda,
ne Erdoğan’ın, ne Colani’nin, ne Trump’ın, nede Putin’in belirleyiciliği kalır.
Çünkü tarih, artık mağduriyet anlatılarıyla değil,
işlevsel aktörlerle ilerliyor.
Sonuç Yerine
Sizin feryadınız bir öfke değil;
akla, maddeye ve dünyalılığa çağrıdır.
Kürtlerin önünde iki yol var:
1. Metafizik siyasetle, kutsanmış liderliklerle, bitmeyen ağıtlarla mı devam etmek istiyorlar?
2. Maddi dünyayı, güç ilişkilerini ve tarih yasalarını esas alan dünyalı bir siyasetle mi yürümeye çalışacaklar?
Siz burada birincinin sonuna gelindiğini söylüyorsunuz.
Ve haklısınız.
Çünkü dünya maddidir.
Siyaset maddidir.
Özgürlük de ancak maddi zeminde kazanılır.
Ve evet, son sözünüzü aynen sahiplenerek bitirmek gerekir:
Dünyalı olun.
Dünyalı.
Dünyalı.
Saygıyla


