Yeni Ortadoğu’da Emevi–Şii Fay Hattı
Barak-Erdoğan-Şara Projesi: Kürtler Yine Arada Bırakılıyor?
Ortadoğu’da yaşanan hiçbir büyük kırılma tesadüf değildir.
Hele ki mezhep, iktidar ve emperyal güvenlik mimarisi iç içe geçtiğinde, mesele artık din değil; iktidarın kutsallaştırılmasıdır.
Bugün “Yeni Ortadoğu” diye pazarlanan tablo, aslında çok eski bir fay hattının yeniden kaşınmasından ibarettir:
Emevi iktidar geleneği ile Şii muhalefet hafızası arasındaki tarihsel çatışma.
Bu çatışma ne dün başladı ne de yalnızca İran–Arap gerilimiyle açıklanabilir.
1. Kırılmanın Başlangıcı: İktidarın Kutsallaştırılması
● Osman bin Affan’ın Öldürülmesi
İslam tarihinde ilk büyük kırılma, bir halifenin Müslümanlar tarafından öldürülmesiyle yaşandı.
Bu olay sadece bir isyan değil; “kimin yöneteceği” sorusunun ilk kez kanla cevaplanmasıydı.
● Ali Ebu Talib’in Katli
Ali’nin öldürülmesiyle birlikte:
• Hilafet, ahlaki bir emanet olmaktan çıktı
• İktidar, kabile ve soy merkezli bir saltanat arzusuna dönüştü
• Şiilik, bir mezhep değil; mağduriyet üzerinden şekillenen siyasal bir hafıza hâline geldi
2. Emevi Aklı: Devlet = Saltanat
● Muaviye ve Emevi Saltanatı
Muaviye ile birlikte:
• Hilafet, babadan oğula geçen bir iktidar düzenine dönüştü
• Devlet, adalet değil itaat üreten bir aygıt oldu
• Muhalefet “fitne”, itiraz “ihanet” sayıldı
• Bunun sonucunda Hüseyin’in kafası kesilerek Emevi vahşeti “IŞİD-DAİŞ” çizgisinde tescillenmiş oldu
Bu zihniyet, Şiilikle bin yılı aşan bir düşmanlığı İslam ümmetine miras bıraktı.
Ama asıl tehlike şuydu:
Devlet aklı dinle kutsandı, din ise devlet için araçsallaştırıldı.
3. Bugün: Trump Projesi ile Şara, İran’a Karşı Yeni Emevi Rolünü Üstlendi
● Ahmed al-Sharaa (Ebu Muhammed el-Colani)
Şara’nın dönüşümü bir “ılımlılaşma” değildir.
Bu, görev tanımı Şii hilali ile Emevi zihniyetinin güncel savaşıdır.
Yeni rolü şudur:
• İran’a karşı Sünni-Selefi bir cephe inşa etmek
• Emevi mirasını modern cihatçı formda yeniden üretmek
• Mezhebi çatışmayı Müslümanlar arasında yeniden, kontrollü bir bölgesel savaşa dönüştürmek
Bu proje yerel değildir; bölgesel ve küresel Ortadoğu’yu yeniden şekillendiren bir güvenlik mimarisinin parçasıdır.
4. İsrail Denklemi: İki Taraf Savaşsın, Ben Güvende Olayım
● İsrail
İsrail açısından mesele ne Şii’dir ne Sünni.
Mesele şudur:
• İran zayıflasın
• Arap coğrafyası parçalı kalsın
• Mezhepler on yıllarca birbirini tüketsin
Bu nedenle:
• Selefi grupların Kürtlere yönelik katliamları görmezden geliniyor
• Buna dinî kılıflar uydurularak Enfal Suresi referans alınıyor
• Kürtler on iki yıldır ulus bilincinden uzaklaştırılarak “üç yıldızlı”, “geçici”, “flamalar” ve yapılarla oyalanıyordu
• Gerçek bir Kürt siyasal statüsü, bilinçli olarak Kürt yöneticileri tarafından erteleniyordu
5. Kürt Halkı: Her Zaman Mezhep Savaşının Sessiz Kurbanı Olmuştur
Kürtler ne Emevi’dir ne Şii’dir ne Selefi’dir.
Ama her çatışmada:
• Cepheye sürülen
• Coğrafyası yakılan
• Statüsü pazarlık konusu yapılan bir halktır
Selefi yapıların Kürtlere yönelik uygulamaları:
• Etnik temelli yok etme
• İnanç farklılıklarını gerekçe gösteren şiddet
• Yirminci ve yirmi birinci yüzyılda açık bir soykırım pratiğidir
Ve buna sessiz kalan, başta Müslümanlar olmak üzere “insanlık” denilen herkes suç ortağıdır.
6. Kürt Siyasetinin En Büyük Zaafı: Öngörü ve Yönetim Eksikliği
Kürt siyasetinin temel açmazı şudur:
• Büyük güçlerin çatışmasını hesapsızca fırsat olarak görmek
• Mezhep savaşlarını “denge politikası” ile aşabileceğini zannetmek
• Ulus aklını değil, tepkisel örgütsel refleksi siyaset yapmak sanmak
Oysa bu coğrafyada:
• Ulus bilinci olmadan varlık sürdürülemez
• Mezhep savaşı kazananı belirlemez
• Taşeronluk asla statü getirmez
• Ulusal bilinç olmadan siyasal bilinçle kurtuluşa erişilemez
7. Arap Milliyetçisi ve Emlakçı Zihniyetli Tom Barrack’ın “Yeni Çözümü”
● Tom Barrack
Barrack tipi figürler:
• Ortadoğu’ya halklar üzerinden değil, arsa ve mülk üzerinden bakarlar
• Kürtleri Şiilerle çatışacak bir özne değil, engel olarak gördüler
• Devletleşmeyen ve aparat olarak kullanılan Kürt varlığını tercih ettiler
• Kürt ulusal aklı buna rıza göstermeyince üç yıldızlı ve flamalı ortaklıklarını bitirdiler
• Bu duruma Türk milliyetçiliğinin talepleri eklenince işi Enfal’i yorumlamaya taşıdılar
• Buradaki amaç soykırım yapmaktır
• Holokost’u yaşamış İsrail, birkaç tepeyi kazanç görerek sessizliğe gömüldü
• Bütün bunlar, klasik Türk-Arap milliyetçiliğinin modern sermaye diliyle yeniden üretilmiş hâlidir
SONUÇ: Yeni Ortadoğu, Eski Tuzak
Bugün yaşananlar:
• Ne din savaşıdır
• Ne mezhep meselesidir
Bu; milliyetçi Türk iktidarının kutsallaştırıldığı, emlakçıların iştahını kabartan, halkların araçsallaştırıldığı bir düzendir.
Eğer Kürt siyaseti:
• Tarihi sadece acı hatıralarla değil, akıl ve öngörüyle okuyamazsa
• Mezhep savaşlarına, ideolojik ve dogmatik düşünceye mesafe koymazsa
• Kendi siyasal ahlakını ulusal bilinçle inşa etmezse
Bu yeni Ortadoğu’da da harita değişir ama kader değişmez.
Ve tarih bir kez daha şunu yazar:
Kürtler savaşır ama hep başkaları kazanır.


