Yeni partinin daha ilk gününde verdiği sembolik mesajlar dikkat çekicidir.
Kuruluş tarihinin Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümüne denk getirilmesi elbette tesadüf olarak görülemez. Kürtler açısından Lozan, yalnızca bir “barış” belgesi değil; aynı zamanda inkârın ve statüsüzlüğün uluslararası zeminde tescil edildiği tarihsel bir kırılmadır.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in böylesine hassas bir günde parti kurmayı tercih etmeleri, Kürtlerin tarihsel hafızasını ve beklentilerini katiyen önemsemediklerinin açık bir beyanıdır.
Ayrıca, Hacı Bayram Camii ziyareti de daha ilk günden muhafazakâr seçmenin hassasiyetlerini önceleyen bir İmamoğlu siyasal iletişim tercihi olarak okunmalıdır.
Fakat semboller kadar, geçmişte alınan siyasi tutumları da Kürtler unutmamalıdır.
Bugün demokrasi ve hukuk vurgusu yapanların, geçmişte HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması sürecinde aldıkları grup kararı ve sergiledikleri tutumu da kamuoyuna açıklamaları gerekir.
O gün CHP’nin aldığı grup kararı ve verdiği destek, Selahattin Demirtaş başta olmak üzere birçok milletvekilinin tutuklanmasının önünü açan en önemli siyasi eşiklerden biri olmuştur. Bu tarihî sorumluluk hâlâ ortadadır ve birkaç demokratik söylemle Kürt halkının hafızasında geçiştirilerek unutturulacak bir mesele değildir.
Elbette peşin hüküm vermek doğru olmaz. Asıl belirleyici olan; partinin programı, kadroları ve özellikle Kürt meselesi konusunda Kürt halkının varlığını ve eşitliğini anayasal güvenceye kavuşturma noktasında nasıl bir siyaset geliştireceğidir.
Bizler Kürt halkı olarak, geçmişten gelen sloganlara ve aldatmalara değil; CHP’nin kurduğu antidemokratik Cumhuriyetin geçmişiyle yüzleşme cesaretine ve ortaya koyacağı somut politikalara bakacağız.
Maaruf Ataoğlu
24 Temmuz 2026


